Camii cemaatine kırmızı halı sermek…

Yer Bursa Ulu Camii, günlerden cuma.

İnsanların toplanma sebebi, caminin açılışı ve ilk namazın kılınması.

Dönemin Padişahı Yıldırım Bayezid Han, Niğbolu zaferini kazanınca Allah’a şükür nişanesi olarak yaptırdığı bu camide ilk hutbeyi okumayı Emir Sultan’a teklif eder. Hazreti Emir, herkesin tanıdığı bir zatı işaret ederek:

“- Zamanın Kutbu aramızda iken minbere çıkmak bana düşmez” der.

Halk şaşkındır.

Zira işaret edilen zat bir fırıncıdır.

Bursa’da çilehanesinin yanında yaptırdığı ekmek fırınında somun pişirip çarşı pazar dolaşarak, ‘Somun, müminler somun’ deyip sattığı lezzetli ekmekleriyle tanınan Somuncu Baba, ayağa kalkar, halkın şaşkın bakışları arasında minbere doğru yürür. Emir Sultan’ın yanından geçerken “-Hay Emir, bizi fâş (ifşa) ettin.” der.

Çeşitli medreselerde eğitim görmüş, dini ve dünyevi ilimlerde yüksek mertebelere erişmiş Somuncu Baba, bu hutbede Fatiha Sûresi’ni tam yedi farklı şekilde, yedi makam üzere tefsir eder. Birinci tefsirini bütün cemaat anlar. İkinci tefsirini cemaatin bir kısmı, üçüncü tefsirini pek az kimse anlar. Dördüncü ve sonraki makamlardan yapılan tefsirleri pek anlayan olmaz.

Manevi mertebesini ve ilmî derinliğini halkın o ana kadar bilmediği, gerçek ismi Şeyh Hamidi Veli olan Somuncu Baba, sırrı açığa çıkınca yoğun iltifat görür. Şöhreti sevmeyen Somuncu Baba bundan oldukça rahatsız olur ve talebelerinden Hacı Bayram Veli’yi ve Ak Bedrettin’i de yanına alarak şehirden ayrılır. Önce Aksaray’a ve nihayetinde bugün Malatya’nın bir ilçesi olan Darende’ye yerleşir. 1412 yılında Darende’de ruhunun ufkuna yürür. Kendi ismiyle anılan Somuncu Baba Camii’ne defnedilir.

Eşim ve iki kızım ile peygamberimizin 24. kuşaktan torunu olan bu zatı, Darende’de ebedi istirahatgahında ziyaret ettik. Somuncu Baba’nın yanı sıra, bu yaz tatilimizde hayatını insanlara hizmet ve irşada adayan Türkiye’nin çok sayıda manevi büyüğünü ziyaret etme fırsatını bulduk.

Türkiye içinde arabayla 4 bin kilometreyi aşkın yol kat ettik.

Ankara Ulus’ta türbesi bulunan Somuncu Baba’nın talebesi ve Fatih Sultan Mehmet Han’ın hocası Akşemsettin’i yetiştiren Hacı Bayram Velî Hazretleri ile başlayan ziyaretlerimiz Konya’da Mevlana türbesinde son buldu.

Bu arada, yine Ulus semtinde Ankara’nın manevi kutbu Hallaç Mahmut (Erdede Sultan); Siirt’in Baykan ilçesinde, anne sevgisi ve doğruluğun sembolü olarak tanınan ve Peygamber Efendimizin övgülerine mazhar olan Veysel Karani’yi ziyarette bulunduk.

Siirt tam bir evliyalar diyarı…

İbrahim Hakkı Hazretleri, Ebul Vefa,  Şeyh Hüseyin el Naccar ve Abdulkadir Geylani Hazretlerinin torunlarından Şeyh Muhammed gibi çok sayıda velinin türbesi de bu şehirde.

Bingöl’de birkaç şehitlik ziyaretinin ardından rotamızı En sevgilinin sevgisine mahzar olmuş, bir aşk abidesinin makamına çevirdik. Kahramanmaraş ile Gaziantep arasında Nurdağı ilçesine 7-8 km uzaklıkta bir dağın zirvesinde türbesi bulunan Hz. Ukkaşe’yi ziyaret ettik.

Efendimizin arkadaşı.

Peygamber mührünü öpen tek kişi.

Efendimizin: “Kim cennetteki arkadaşımı görmek isterse bu adama baksın” diyerek cennetle müjdelediği bir sahabe.

Hz. Ukkaşe’nin türbesinin olduğu dağın yamacında bulunan Hamidiye köyünde Kadiri Tarikatı’nın önde gelenlerinden Hacı Muhammed Bilal-i Nadir hazretlerinin kabri şeriflerine de uğradık. Allah’tan, hepsinin şefaatlerine nail olmayı dileyerek dualar ettik..

Bu ziyaretlerimizde uğradığımız her yerde birçok güzelliğe şahit olduk. Ancak Somunca Baba’da tabiri yerindeyse mest olduk.

Önce çıplak dağlar arasındaki bu beldenin nizam ve temizliğine vuruluyorsunuz. Her taraf pırıl pırıl ve yemyeşil.. Gözü rahatsız eden hiçbir düzensizlik yok. Bir kanyon ancak bu kadar iyi planlanabilir. İçinde Tohma nehrinin geçtiği bu kanyonda Somuncu Baba türbesinin yanı sıra, bu yaz açılışı yapılan oldukça modern bir camii, müze ve kütüphane ile birlikte gezi parkurları, piknik alanları, pergüleleri ile restoranlar, havuzlar ve hediyelik eşya dükkanları da mevcut.

Caminin avlusuna girdiğimizde ikindi ezanı okunuyordu. Görevliler telaşla camiye giden kapıya kırmızı halı seriyorlardı.

Resmi bir ziyaret olabileceğini düşündüm. Ancak sorduğumda aldığım cevap beldenin ne kadar özel ve güzel olduğunu ortaya koyuyordu.

“Biz her ezan vakti cemaatimize kırmızı halı sereriz.”

Evet, bu mekânda kaldığınız her an kendinizi özel hissediyorsunuz, ya da hissettiriyorlar. Somuncu Baba da öyle yapmamış mıydı?. O, insana hizmeti hayatının en ulvi vazifesi olarak görmüştü. Çünkü o “Halka hizmet, Hakk’a hizmettir” düsturunu şiar edinmişti.

Dünyanın birçok köşesinde karınca kadar değer verilmeyen, şu veya bu sebeple her gün yüzlerce insan katledilirken, milyonlarcası evlerinden yurtlarından edilirken, bu beldede Somuncu Baba ruhunun hala yaşanıyor olması bizleri ziyadesiyle memnun etti. Her beldenin bu ruha ihtiyacı var. Burada bu ruhu yaşatan, bu milletin kültürü, manevi değerleri için çalışan ve bu beldenin her türlü hizmetini yerine getirmeye gayret gösteren Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi Vakfı’nın bütün çalışanlarından Allah razı olsun.

Bu bölgeye yolunuz düşerse, Anadolu’nun manevi mimarlığını yaparak asırlarca geniş bir coğrafyada insanlara doğruyu ve güzeli gösteren¸ talebelerin hocası Somuncu Baba’yı ziyaret etmeden geçmeyin. ‘O güzel atmosferi siz de yaşayın’ derim.

somuncu_baba_5 somuncu_baba_2 somuncu_baba_3 somuncu_baba_6 darende_somuncu_baba

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir