Aşırı sağ destekli hükümet mümkün mü?

Son haftalarda İsveç gündemini en çok meşgul eden konuların başında, şüphesiz, büyük şehirlerin banliyölerinde meydana çete savaşları ve genç yaşlarında öldürülen gençler geliyor.

Belki üçüncü dünya ülkelerinde her gün insanların ölmesi doğal karşılanıyor olabilir ancak bu ülkede bir kaç haftada bir de olsa birkaç insanın çete savaşları nedeniyle ölmesi veya kurşunlanması kabul edilmez, kabul edilemez. Yani bu giderek büyüyen problemin muhakkak bir siyasi sonucu olur. Diğer bir ifadeyle seçmen bu ciğersuz ölümlere inandırıcı bir çare sunan partilere oyunu verir.

Genellikle göçmen kökenlilerin karıştığı kriminal aktiviteler maalesef toplumda içten içe göçmenlere karşı bir öfke ve nefret oluşturuyor. Kanaatimce seçmen bu öfke ve nefretini göçmen karşıtlığı üzerinden siyaset üreten aşırı sağ partilere oy vererek gösteriyor.

Bundan dolayı dünyada da esen popülist dalganın da etkisiyle bu ülkede de aşırı sağ destekli bir hükümet görürsek şaşırmayalım derim. Nitekim geçen hafta muhalefetin en büyük partisi Ilımlı parti (Moderaterna-M) bu yönde bir çıkış yaptı ve parlamento da aşırı sağ parti İsveç Demokratları Partisi’ne (Sveriges Demokraterna-SD)  uygulanan boykotun kaldırılmasını önerdi.

M Parti Başkanı Anna Kinberg Batra’nın sürpriz çıkışında söyledikleri ülke siyasetinde dengeleri değiştirecek cinsten. Muhalefette bulunan merkez sağ ittifak partilerine mevcut kırmızı-yeşil azınlık koalisyon hükümetini önümüzdeki sonbaharda düşürme teklifi yapan Bayan Batra, yeni hükümeti kurmak için de aşırı sağ SD’den dışarıdan destek alabileceklerini belirtti.

Bayan Batra’nın bu çıkışının seçmen baskısıyla yapıldığı bilgisi veriliyor ki her ne kadar politik elit ırkçı söyleme uzak dursa da tabandan gelen baskıya boyun eğme durumunda kaldıkları aşikâr görünüyor. Bu tabanda gelen dip dalga ülke siyasetinde değişikliklere neden olabilecek gibi.

Bayan Batra’nın önerisi merkez sağ ittifak’ı oluşturan partilerin ikisi tarafından reddedildi biri tarafından ise olumlu karşılandı. Dolayısıyla Başbakan Stefan Löfven hükümeti şimdilik yoluna devam edecek. Ancak görünen o ki Bayan Batra’nın çıkışı gelecekte aşırı sağ destekli bir hükümet ihtimalinin uzak bir ihtimal olmadığını gösterdi.

Sonuç itibariyle diyebilirim ki genellikle göçmen kökenli gençlerde görülen radikalizm ve çetecilik hastalıkları toplumda büyük bir tepki oluşturuyor ve bu tepki aşırı sağa oy olarak dönüyor. Bu hastalıklar tedavi edilmediği sürece de aşırı sağ destekli bir hükümet hiç de uzak değil.

İyi haftalar diliyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir