Aşırılığa bir çözüm olarak diyalog

Global bir dünyada yaşıyoruz. Kitle iletişim araçlarının hayatımıza girmesiyle birlikte bu dünya küçük bir global köy haline geldi. Bu şu demek: Biz insanlık olarak artık birbirimizle daha çok ilişkiliyiz fakat bu durum bireyler ve toplumlar olarak gerçekten birbirimizle yaşadığımız anlamına gelmiyor, bunu garanti edemiyor.

Bugün, daha önce hiç olmadığı kadar veri, teknoloji ve bilgiye sahibiz. Fakat buna rağmen gerçekten güvenli bir dünyada beraber yaşamayı biliyor muyuz? Çatışmaları önleme adına yeterli hikmet bilgisine (bilgeliğe) sahip miyiz? Bütün dünyada fakirliği önleme adına yeterince diğerkam mıyız? Her şeyden önce dünyada aşırılığa özellikle dini aşırılığa karşı doğru reçeteyi bulmayı başarabildik mi?

Ünlü Alman teoloji profesörü Dr. Han Küng’in işaret ettiği gibi ‘Dinler arasında bir barış olmadan milletler arasında bir barış olmaz. Dinler arasında diyalog olmadan da dinler arasında barış olmaz.’

Bundan dolayı, dinler arası diyalog, inançlar arası diyalog daha geniş ifadesiyle kültürler arası diyaloğun barış dolu bir dünyaya sahip olmak, medeniyetler arası çatışmayı engelleme adına hayati olduğunu düşünüyorum. Diyalog farklılıkları unutmak demek değildir fakat farklılıklara saygı duymaktır. Diyalog bize din, din ve kültür farklılığına rağmen beraber yaşamayı vaad eder.

Bundan başka bilmeliyiz ki diyalog bir defa bir araya gelmek değildir, fakat süregiden bir süreçtir. O bütün bireylerin aktif katılımını, dikkatini, gayret ve çabasını gerektiren uzun vadeli bir amaçtır. O bir blok veya bir tık ötede yaşasa da diğer bireyler ve toplumlarla istikrarlı bir iletişime geçmek için her gün yeniden alınan bir karardır.

Bununla beraber başkaları ile anlamlı bir diyalog yapabilmek için bazı önkoşullar vardır. Kendini bilme ve kendine saygı diyaloğun ilk şartıdır. Çünkü bir kişi kendi dinini ve kültürünü bilmez ve onlara saygı göstermez ise başkaları ile nasıl bir diyalog ilişkisi kurabilir ki? İkinci önkoşul ise empatidir ki bu bir insanı diğer din, inanç ve kültürlerine onların liderlerinin perspektifinden bakmaya olanak sağlar. Bunlara ek olarak kriminalite, aşırılık vs. ortak meselelerin üzerine birlikte gitme isteği de diğer bir önkoşul olarak görülebilir.

Diğer taraftan, dinler, inançlar ve kültürler arası diyaloga karşı eleştiriler de vardır. Aşırıcılar olarak sınıflandırabileceğimiz bu insanlar yeni fikirlerle yüzleşmekten korkarlar ve de samimi bir diyalog imkanına inanmazlar. Bu kişilerin vaad ettiği ise insanlar arasında, şehirler arasında, kıtalar arasında duvarlar oluşturmaktan başka bir şey değildir.

Bu nedenden ötürü iyi niyetli insanlar diyalog için ısrar etmeli. Çünkü biz, özgür insanlar olarak, aşırılığın sunduğu gibi duvarlar arkasında bir dünyada yaşamak istemiyoruz. Her insan özgür bir birey olarak doğmuştur ve özgür olarak yaşamayı hak etmektedir; aşırılık bunu istemese de…

Kaynak: Wikipedi

 

 

Dialogue as a solution to extremism*

We live in a globalized world. By the introduction of mass communication tools in our lives, this world becomes a small global village. This means that we are more and more interconnected but this does not necessarily quarantee that we, as individuals and societies really live together.

Today, there is more information,technology and knowledge available than ever before, but do we really know art of living together in a safe world? Do we have adequate wisdom to prevent conflicts? Are we altruist enough to eradicate poverty all over the world? Above all, are we able to find the right prescription to cure extremism, especially religious extremism in the world?

As the famous German professor of Theology Dr. Hans Küng pointed out: ‘There will be no peace among the nations without peace among the religions. There will be no peace among the religions without dialogue among the religions

Therefore, I think that interrelligous dialogue, interfaith dialogue or more broadly intercultural dialogue is vital in order to evitate clash of civilizations and have a peaceful and safe world. Dialogue does not mean that we should forget the differences among us but to know them and respect others. Dialogue promises us living together with our differences of language, religion or culture.

Moreover, we have to know that dialogue is not an one-time meeting but it is an on-going process. It is a long-term goal which requires labour, exertion ,vigilance and active participation by all individuals. It is an everyday life decision to engage in a constant communication with other individuals and communities, whether they live a block or a click away.

Besides that, I think that there are preconditions for a meaningful dialogue with others. Knowledge and respect of yourself is the first precondition for dialogue. Because If one does not know and respect his/her religion, faith or culture, how can he/she maintain a real dialogue relationship with others. The second precondition is empathy which enables one to view another religion, faith or culture from the perspective of its leaders. The recognition of common challenges such as criminality, extremism eccetera can be considered as an another precondition.

On the other hand, there are critics against dialogue between religions,faiths and cultures. This people who can be classified as extremists are either afraid of encountering with new ideas or do not believe in a possibility of a sincere dialogue. What do they promise instead is nothing but walls among people, cities, continents…

That is why, the goodwill people have to insist on dialog. Because we, as free people, do not want to live in a world behind walls which extremism offers. Every human being is born as a free individual and deserves to live freely; even if extremism does not want…

Source: Wikipedia

*This is English translation of the article above.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir