Aşırılık ve dünya

Dünya globalleştikçe problemler de globalleşiyor. Bir ülkenin problemi sadece o ülkenin problemi olarak kalmıyor, diğer ülkeleri de bir şekilde etkiliyor. Dolayısıyla artık dünyanın hiçbir ülkesi başka bir ülkenin problemine tamamen kayıtsız kalamaz ve ‘bana ne başkasından ben kendi işime bakarım’ şeklinde bir lükse sahip değil.

Dünyanın son dönemde en büyük problemlerinden biri nedir diye sorarsanız aşırılık (ekstremizm) derim. Bana göre artık şiddete başvuran veya şiddeti teşvik eden aşırılık ciddi bir global endişe kaynağı haline gelmiştir. Burada kastettiğim dini veya siyaset motivasyonlu aşırılık.

Avrupa özelinden örnek verecek olursam dini aşırılığa en son Fransa’da gerçekleştirdikleri barbarlıklarına şahit olduğumuz IŞİD’i örnek verebilirim. Siyasi aşırılığa örnek olarak ise İngiltere’de Brexit referandumu öncesi öldürülen İşçi Partisi Milletvekili Jo Cox’un cinayetini verebilirim.

Evet, Avrupa kıtasında bu dini motivasyonlu aşırılık ile siyasi motivasyonlu aşırı sağ aşırılık güya mücadele ediyor, gerçekte ise birbirlerinden besleniyorlar. Şöyle ki IŞİD ve benzeri dini görünümlü terör örgütlerinin masum insanlara karşı gerçekleştirdikleri vahşi terör eylemleri Avrupa halklarında göçmen kökenlilere karşı korku ve nefreti tetikliyor,  bu da yabancı ve İslam karşıtı söylemlerinden başka siyasi sermayesi olmayan aşırı sağ partilerin oyları artıyor. Diğer taraftan aşırı sağ partilerin sürekli tekrarladıkları yabancı karşıtı nefret ve korku söylemleri göçmen kökenli gençleri marjinalize ediyor ve radikal terör örgütlerinin kucağına itiyor. Ve bu şekilde özü kin, nefret ve öfke olan iki aşırı uç birbirini besliyor, semirtiyor ve kötülükle örülmüş bir kısır döngü oluşuyor.

Maalesef dünyada son dönemde bu korku ve nefret aşırılığının rüzgârı esiyor. En son İngiltere’de korku ve nefret kampanyası kazandı ve İngiltere son yüzyılın en büyük barış projesi Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı aldı. Amerika’da ise korku ve nefret söylemi ile aklı başında herkesi endişelendiren Donald Trump başkanlık için yarışacak iki adaydan biri  olmayı başardı. Orta Doğu coğrafyasını ise saymıyorum bile. Onlar zaten uzun zamandır birbirini öldürme, bombalama ve de tarihte eşi az görülür denaetler ile meşgul.

Kitleleri peşinden sürükleyen bu nefret ve korku kampanyaları bir yerde hızını kesmez ise dünyayı pek iyi günlerin beklediği söylenemez. Özellikle ABD gibi bir dünya devinin başına Trump’un gelmesi dünyayı hiç istenmeyen maceralara sürükleyebilir. Nitekim geçtiğimiz günlerde İsveç’te gerek sol tandanslı mevcut başbakan Stefan Löfven, gerekse sağ tandanslı eski başbakan Fredrik Reinfeldt bu duruma dikkat çektiler ve uyarı da bulundular.

Dolayısıyla dünya bu gün her türlü aşırılıkla mücadele için daha fazla enerji sarf etmeli. Dünya nefret ve korku tacirlerinin insafına bırakılmamalı! İyi haftalar diliyorum…

Aşırılık ve dünya” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir