Avrupa’daki Türkleri bekleyen gelecek..

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra hızlı bir kalkınma sürecine giren batı Avrupa ülkeleri, kendi işgücü eksikliklerini komşu ülkelerden karşılamaya çalıştılar. Bu kapsamda Almanya 1961 yılında Türk işçilerini resmi olarak ülkelerine davet etti.

Batı Avrupa’ya Türk göçü, Almanya ile 1961 yılında yapılan bu anlaşma ile başladı.

Bunu, Avusturya, Belçika ve Hollanda ile 1964’te, Fransa ile 1965’te, ve İsviçre ile 1967’de yapılan benzer anlaşmalar izledi.

30 Ekim 1961 tarihinde Almanya ile başlatılan Türk dış göç süreci Almanya’nın 30 Kasım 1973 tarihinde Türkiye’den iş gücü alımını durdurmasıyla birlikte yasal olarak sona erdi.

Batı Avrupa ülkelerinin 1973’ten sonra Türkiye’den işçi alımını durdurmaları üzerine Türk göçmenleri mart 1974 de Federal Almanya Cumhuriyeti’nde yürürlüğe giren Aile Birleşimi yasası ile Almanya‘ya gelmeye devam ettiler.

O günden beri aile birleşimi süreci Avrupa ülkelerine yasal göçün başlıca yolu durumuna gelmiş, bugün de devam eden evlenme ve sığınma başvuruları ile devam etmektedir.

20. yüzyılın başlarında Avrupa‘da ırkçılık ve aşırılık olgusunun yarattığı sarsıntı AB’nin barış ve hoşgörüye dayalı bir bütünleşme projesi olarak ortaya çıkmasının en önemli sebeplerinden biri oldu.

Irkçılık ve aşırılık Avrupa’da yeni bir durum değil.

Avrupa medeniyeti 1 ve 2. Dünya savaşlarının yıkımı üzerine, yaklaşık seksen milyon insanın kanları üzerine kuruldu.

20. yüzyılın ikinci yarısında barış ve hoşgörüye dayalı AB bütünleşme projesinin sağladığı ekonomik refah ortamında, kıtada aşırı sağ partiler arka planda kalmış ve seçmen tarafından destek görmemiştir.

Yaşanan yaklaşık yarım asırlık refah ve huzur; Hitlerin hem Almanya’yı hem de bütün Avrupa’yı etkileyip dünyanın en yıkıcı ve ölümcül savaşına sebep olması neticesinde oluşan hoşgörü ve anlayış ile mümkün olabilmişti.

Avrupa’ya göçen Anadolu insanı Avrupa’da yaşanan yıkımdan sonra Avrupalıların kurdukları demokrasi, hukuk ve insan hakları sayesinde hem müreffeh bir yaşam sürdüler hem de huzur içinde ve özgürce yaşadılar.

Ancak 2008 krizinin alt üst ettiği ekonomik ortamda, yüzyılın ikinci yarısı boyunca marjinalleşmiş bu fikirler yeniden yükselişe geçerek etkin roller oynayabilecek düzeye gelmiştir.

Avrupa‘da 2008 yılında başlayan ekonomik kriz, Avrupa Birliğine üye birçok ülkede ırkçılığın artmasına ve parlamentolarda aşırı sağ partilerin oy oranlarının hızla yükselmesine sebep oldu.

Ancak aşırı sağ partilerin oy oranlarının yükselişini sadece ekonomik krize bağlamak doğru değildir. Zira ekonomik krizden çok da etkilenmeyen Finlandiya ve Avusturya gibi ülkelerde de aşırı sağ partilerin oy oranlarında ciddi artışlar yaşanmaktadır.

Bir yönüyle geçen 70-80 sene zarfında Avrupa’daki yıkıcı savaşların bilinçaltı etkileri azalmış, ekonomik gelişme yavaşlamış, diyalog köprüleri yeterince kurulamamıştır.

Ne yazık ki milyonlarla ifade edilen Türk nüfusu dünyanın en öldürücü savaşı olan 2. Dünya savaşının ardından gelen barış, hoşgörü ve huzur ortamını değerlendirememiştir.

İnsanımız bu ortamı değerlendirmek yerine çok para kazanma ve Türkiye‘de yapacağı tatil hayaliyle yaşamış hayatını böyle geçirmiştir ve hala da geçirmeye devam etmektedir.

Bu ifadelerden insanımızı topyekûn suçlandığı anlaşılmamalıdır. Zira yalnız kalan insanımız kendi gayret ve dinamikleriyle kendine bir yol bulmaya çalışmış, ne yazık ki bu konuda hatırı sayılır bir başarı elde edememiştir.

Şimdi Avrupa yeni bir sürece giriyor.

Tahmin ediyorum bugünden sonra Avrupa‘da yaşamak Anadolu insanı açısından geçmişten daha cazip olmayacaktır.

Bugünden itibaren insanımız Avrupa‘nın güzel insanlarıyla içten bir dostluk ve diyalog gerçekleştirmek, Avrupa değerlerine katkıda bulunmak zorundadır.

Zira yarım asırlık bir zaman diliminden sonra Avrupa‘da misafir gibi yaşamak ne Avrupalıları ne de bizleri huzura kavuşturacaktır.

Çocuklarımıza iyi bir gelecek bırakmak istiyorsak; huzur güven ve refahın devamı için tek yol vardır.

O da misafirlikten vazgeçerek Avrupa değerlerine katkıda bulunmak, diyalog faaliyetlerini artırarak kalıcı dostluklar kurmaktır..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir