Babam

Geçen hafta Cumartesi günü babamı kaybettim.  Öncelikle acımı paylaşan, taziyede bulunan bütün dostlarıma gönülden teşekkür ediyorum. Gurbet ellerde böyle büyük bir acıyı, siz dostların da bu acıyı paylaşmasıyla daha rahat göğüsleyebildim. Binlerce kez teşekkürler…

Bu haftaki yazımı, izninizle bir minnet şahitliği olması umuduyla babama tahsis etmek istiyorum. Babamın ben de izi bırakan bir kaç özelliğinden bahsetmeyi arzu ediyorum.

Babam kendisinden birçok şey öğrendiğim ilk rol modelimdi. Babam çevresinin de her daim tasdik ettiği gibi çalışkan bir insandı. Çalışmayı ve işini seviyordu. 75 yaşına gelmiş olmasına rağmen ve artık çalışmak zorunda olmamasına rağmen halen çalışmayı tercih ediyordu. Dolayısıyla ömrünün son haftasına kadar ayaktaydı ve çalışıyordu.  Çalışmadığı son haftada da zaten hastanede yoğun bakımdaydı.

Babam çalışkandı dolayısıyla kimseye muhtaç olmadı, biz evlatlarını da kimseye muhtaç etmedi. Ben küçük bir çocukken maddi durumumuz çok iyi değildi, o zaman hatırlıyorum da babam kendini ihmal ederek bize her şeyin yenisini ve iyisini alır ve bundan da mutluluk duyardı, diğergamdı.

Babamın diğer bir özelliği ise beklentisiz olmasıydı. Kendisi beni ilkokuldan üniversite sona kadar okutmuş, düğünümü yapmış, daha sonra da bazen banka borçlarımı ben ödeyemediğim için ödemiştir ama hiç bir zaman bunları yüzüme vurmadı, ‘ben sana şunları yaptım’ deyip herhangi bir talepte bulunmadı. Kaldı ki ben bütün bu iyiliklerine rağmen hayatımla ilgili ona muhalif olarak birçok karar aldım. Ancak O yine de bana karşı tavrını değiştirmedi. Çünkü bütün bu iyilikleri sadece bir babanın vazifesidir şuuruyla, beklentisizce yaptı. Bunca iyiliğine karşın maalesef benim kendisine tüm yapabildiğim sadece bir çift ayakkabı hediye almak olabildi.

Bana diliyle söyleyemese dahi tavırlarıyla derin sevgisini hissettirirdi. Hiç bir zaman söylemezdi ama beni sevdiğini bilirdim. Bu ketumluğu hastalığı konusunda da yaptı. Yoğun bakıma girmeden önce dahi hastalığından bana bahsedilmemesini talep etmiş. Çünkü yurtdışında olduğumu ve üzüleceğimi düşünerek böyle istemiş. Dolayısıyla sağlık durumundan ancak durumunun çok ciddi olduğu anlaşılınca haberdar oldum.

Benim babam çalışkandı, diğergamdı ve beklentisizdi. Hayatında kimseye yük olmadı, zamanı dolunca da ayaktayken, Cenab-ı Hakk`ın takdiriyle kimseye zahmet vermeden bu dünyadan çekti, gitti. Bana da bir oğul olarak yâd-i cemili kaldı. Şimdi anladım ki babam bana Allah`in rahmetinin güzel bir vesilesi olmuş. Allah mekânını cennet etsin!

Evet, sevgili dostlar! Babamla en son 2,5 yıl önce görüşmüştüm. Daha sonra tekrar ziyarete gidemedim, çünkü malum Türkiye`de gazetecileri nasıl bir akıbet bekliyor belli olmuyor. Sevgili babam bunu da anlayışla karşıladı. Son zamanlarında da çok istememe rağmen gidip son vazifemi yapamadım, elini öpüp ”baba hakkını helal et!” diyemedim. Ancak biliyorum ki o hakkını helal etti. Artık tekrar görüşmemiz ve kavuşmamız ahirete kaldı. Allah böyle takdir etmiş, razıyım ve Allah`a bana böyle bir baba nasip ettiği için de çok müteşekkirim, vesselam…

İyi haftalar diliyorum…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir