Çiçeği burnunda gelinin evlilikle ilgili korkuları

Sevgili Ümit Burcu,

Yazılarınızı beğenerek okuyoruz. Benim sorum aslında soru değil. Fakat ben yine de soru haline getirip sormak istiyorum. Ben yaklaşık 11 aylık evliyim. Buraya geldiğimden bu yana dört bir yanımdan: “Falanca boşanmış, filanca karısına ihanet etmiş, filan kadın kocasına çok kötü davranıyor, karısı kocasını vurmuş, kocası eşini dövmüş vs.” fazla uzatmak mümkün. Bu gibi insani ve İslami olmayan olayları duymaktan gözüm korktu açıkçası. Gerçekten çiçeği burnunda ve hayallerle süslü bir dünyası olan, yeni evli birisi olarak ciddi endişelerim birikmeye başladı. Nereye gidiyoruz? Evlilikler neden çatırdıyor? Elhamdülillah ben eşimle mutluyum ama bu olumsuz şeyler beni etkiliyor ve korkuya kapılıyorum. Sizden isteğim, insanlar evlilikte mutluluğu artırmak için ya da var olan mutluluklarını korumak için neler yapabilirler? Lütfen bunları ayrıntılı bize anlatır mısınız? Benim amacım sadece bana değil okuyan kişilere de bir şeyler kazandırsın inşaallah. Çiçeği Burnunda

Sevgili kızım!

“Çiçeği burnunda” deyimi; çok taze olan, yeni koparılmış manalarında kullanılmaktadır. Sen de Türkiye’den, baba ocağından kopartılıp buraya getirilmiş bir taze çiçeksin. İnşaallah solmadan, dört mevsim açmanı ve etrafına hep güzel kokular saçmanı dilerim.

Öncelikle hoş geldiniz. Allah mesut eylesin. Var olan huzur ve mutluluğunuz artarak devam etsin inşaallah. Bunu eşinle birlikte hem istemeli hem de çaba sarf etmelisiniz.

Anlatıldığına göre; hapishaneden iki kişi dışarıya bakmışlar:

Birisi çamur ve pislikleri görmüş. Diğeri de karşı dağdaki gülleri ve çiçekleri görmüş.

Sen de gülleri ve güzellikleri gören göz var. İnşaallah onları görürsün kızım.

Türkiye’de olduğu gibi burada da iyiler de var kötüler de var.

Yeni evlisin, evdesin, çocuğun da yok. Bir şeyler yapman lazım. Çevrendeki hanımların kalb karartan, sana endişe veren dedikodularını dinlemek yerine bir sohbet grubu bul ve oraya katıl. Kendini geliştir. Sen bir damlasın, derya ol. Damla olarak kalırsan kurur, buharlaşırsın.

Olaylar bizi törpülüyor. Eksiliyoruz. Eksilen güzelliklerimizin yerine kötülükler ve kötü şeyler doluyor. O zaman da istenmedik kötü şeyler oluyor.

Mutlu evliliğin, musmutlu olması için yapmanız gerekenler elbette ki bir hayli kabarık. İlk önce eşler beklentilerini düşük tutmalıdır. Aşırı beklentili olanlar beklentilerini bulamayınca hayal kırıklığı yaşıyorlar. Eşine sevgi ver, değer ver. Bunun dönüşümünü fazlasıyla alırsın.

Eşini yücelt, insanlar ve akrabalar içinde onu küçük düşürme. Onu başka erkeklerle kıyaslama. O da seni kıyaslamaya başlar. O zaman kırgınlıklar ve kavga başlar.

Eşinin akrabalarına değer ver. Kimler ile ne ölçüde görüşmen gerektiğini eşinle istişare et.

Eşinle beraber ne kadar ortak faaliyet yaparsanız o kadar mutluluğunuza katkıda bulunmuş olursunuz. Beraber kitap okumak, dua etmek, yemek yapmak vs. Sıkça yürüyüş yapın. Bir kuşu, çiçeği, yıldızı, göldeki bir ördeği beraber seyredin. Sanki onu ilk defa görüyormuş gibi bakın.

Daha sonra da doğacak çocuklarınıza isimler bulun. Hayal kurun. “En fakir adam bir kuruşu olmayan değil, bir hayali olmayandır.” Hayal fakir olmayın.

Çevrenizdeki kötüleri değil, iyilikleri örnek almanızı, iyilik ve güzelliğin ailenizden başlayarak yeryüzüne hâkim olması için çalışmanızı ve başarmanızı dilerim.

BİZE YAZIN

E-mail: haberisvec@hotmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir