Enkazdan milyarlar kazanmak…

Kiruna’da Buz Otel’i görünce kesin kanaat getirmiştim…

İsveçliler para kazanmayı biliyor. 

İsveç’in arktik çizgisinin yukarısındaki kenti Kiruna, yılın büyük bir kısmı karlar altında. Hava sıcaklığı eksi 50 dereceyi bulabiliyor, yıl ortalaması ise – 3 derece. Ama buna rağmen turist kaynıyor.  Her milletten insanla karşılaşmak mümkün.

Peki neredeyse kardan ve buzdan başka bir şeyi olmayan bu kente bu insanları çeken ne?

Buz…

İsveçliler bu buz kesen kenti bile ilgi odağı haline getirmeyi ve var olan buzdan para kazanmayı bilmişler. 

Dünyanın ilk buz oteli bu kentte yapıldı. Tabiri yerindeyse para basıyor. 

Geçenlerde bilmem kaçıncı kez ziyaret ettiğim ve görmekten büyük keyif aldığım Stockholm’deki Vasa Müzesi de bu kanaatimi pekiştirti. 

Bu kadar rahat para kazandıran başka bir yer varmı, bilmem…

Dönemin Titanik’i… 

Büyük bir şölenle denize indiriliyor. Bir mil bile gidemeden batıyor. 

Gemicilik mühendisliği açısından bir yüz karası. 

333 yıl batık kalıyor. 

Enkaz 54 yıl önce titiz bir çalışma sonucu çıkarılıyor. Gerekli müdahaleler yapılıyor ve bir müzede sergileniyor. 

2014 yılı içerisinde tam 1.2 milyon kişi ziyaret etti. 

Günlük 3 bin 200 kişi!!! 

İskandinavya’daki müzeler arasında ziyaretçi rekorunu elinde bulunduruyor.

Ziyaretçi başı ortalama 100 krondan, kaba bir hesapla yılda 1 milyar 200 milyon kron para kazandırıyor. 

Vasa gemisi kelimenin tam anlamıyla büyüleyici.. 

Görende hayranlık uyandırıyor.

Orijinal parçalarının yüzde 95’ten fazlasının korunduğu, üzerinde yüzlerce oyma heykelin bulunduğu dünyadaki ayakta duran tek 17. yüzyıl gemisi.

İsveç Kralı Gustav II. Adolf’un emriyle iki yılda yapılan gemi, 10 Ağustos 1628 tarihinde büyük bir gururla suya indirilir. 

Zira dönemin en büyüğüdür. 

İsveç Deniz Kuvvetleri’nin en önde gelen gemisidir.  İsveç’in o dönem 20 kadar savaş gemisi bulunuyordu ama onların hiçbirinin Vasa kadar çok ve ağır silahları yoktu. Her biri 11 kg.lık mermi atabilen 64 top taşıyordu.  

Binlerce insan Stockholm limanından ayrılışını izlemeye gelir. 

69 metre uzunluğu ve 1200 ton ağırlığı olan bu gemi limanın çıkışına doğru yavaş yavaş yol alırken, çıkan fırtınada yan yatar. Açık top lombarlarından içeri su dolar ve 50 kadar tayfası ile birlikte sulara gömülür. Tekrar gün ışığı görmesi 333 yılı bulur.

Peki gemi neden ilk fırtınaya yenik düşer?

Anlatılanlara göre Kral, gemi yapımına başlandıktan bir müddet sonra bordoda olması gerekenden fazla sayıda top bulunmasını ister. Geminin boyutu uygun olmadığı için sonradan toplar için iki ek güverte ile yüksek bir üst yapı yapılır. Geminin altı, suda sabit durabilmesini sağlamak için safra olarak görev yapan büyük taşlarla doldurulur. Ancak Vasa’nın üst kısmı çok ağır olduğundan, taşımış olduğu 120 tonluk safra yeterli gelmez.

Yıllar süren hazırlıklardan sonra Vasa, 24 Nisan 1961 tarihinde bir kaç parça halinde denizin dibinde çamur ve balçığın içinden çıkarılır. 

Vasa ile birlikte, aslanları, dini kahramanları, Roma İmparatorlarını, deniz yaratıklarını, Yunan tanrılarını  temsil eden 700 heykel de kurtarılarak daha sonra gemideki orijinal yerlerine yerleştirilir. 

Müzede geminin yanı sıra tayfaların kemikleri, eşyaları, gemi ekipmanları ve o devrin yaşamına dair birçok eşsiz madde de sergileniyor.

Eğer İsveç’te yaşıyor ve hala bu müzeyi ziyaret etmediyseniz, ilk fırsatı değerlendirin derim. Gitmenize değecektir.. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir