Doğru eğitim, gençlere bir şeyler olmayı değil, bir şeyleri üreterek sahip oldukları makam, mevkinin içini doldurarak ve her şeyin bedelini ödeyerek bir şeylere sahip olmayı ve elde ettikleri imkanları kullanmayı öğretir. Böyle bir eğitim, insanlara üretme ve ürettiklerini kullanma davranışını ve yollarını kazandırır.

Doğru eğitimde enaniyet değil, tam tersi şahsi menfaatleriyle, toplum menfaatlerini dengeleyecek davranış ve tutumlara nasıl sahip olacağı kişiye öğretilir. Kişinin mücadele edeceği düşmanlarının cehalet, zaruret, ihtiyaçlar, ihtilaflar ve bölünmeler olduğunu  ısrarla vurgular. Bu sıfatları taşıyan insanlarla ancak ilim, zenaat teknolojisi ve İttifak  etmekle korulabileceği öğretilir ve bu bizzat uygulamalarla gösterilir.

Doğru bir eğitimde insanın yaptığı davranışlardan kendisinin sorumlu olduğu öğretilir, başarısızlık ve mağlubiyetlerin sebebi de ilk planda kişinin ve toplumların davranışlarında aranması gerektiği anlatılır.

Eğitimli bir insan, olan ile olması gereken arasındaki farkı görebilecek ve ona göre davranabilecek entellektüel kapasiteye sahiptir. Bu ikisini birbirine karıştırmadığı gibi arasındaki farkı dünyada en aza indirmeye çalışır.

Doğru bir eğitimde, hadiselerin gerçekleşebilmesi için hem gerekli hem de yeterli şartların varlığı ve bu ayrımın iş yapmada ve karar vermede önemli olduğu vurgulanır. Bazı durumlarda elimizdeki imkanlar veya bilgiler gerekli olmakla birlikte yeterli olmayabilir. Bu noktada fert, her bir iş için gerekli ve yeterli şartları çok iyi analiz eder ve şartların zaman zaman gerekli ama yeterli olmadığına dikkat çeker.

Ferdi özelliklerin inkişafına ve geliştirilmesine büyük önem verilir, toplumun sağlam ve sıhhatli olmasında kişilik, dürüst ve faziletli insanların sayısına bağlı olduğu kabul edilir.

Doğru bir eğitim, mesleki bilgi ve beceri kazandırmanın yanında, insana dürüstlüğün faziletin ve insani değerlerin hayatta en geçerli evrensel sermaye olduğunu vurgular. Eğitimciler de davranış ve tutumlarıyla bunu gösterirler.