İnsanın hakperestlikle imtihanı

İnsanın hakperestlikten ayrılıp bir şeye körü körüne taraftar olması iki şekilde mümkün olur. Birincisi: İnsan yanlış yapa yapa bozulan fıtratı neticesinde yanlışa taraftar olur. İkincisi ise; aslen iyi niyetli olsa da olayları tahlil edemeyecek kadar safdil olması sebebiyle yanlışa taraftar olur.

İnsan tertemiz bir fıtratla dünyaya gelmiştir. İnsanın temiz fıtratını anlamak için çocuklara bakmak yeterlidir. Çünkü çocuklar bu temiz fıtratı ortaya koyan en güzel örnektir.

Daha sonra çocuklar büyür ve kötülüklerle karşılaşır. Eğer savunma mekanizması güçlü değilse karşılaştığı her kötülük yaptığı her çirkin davranış o temiz fıtratı bozar. Fıtratı iyice bozulan insan ise artık gerçeklere uzak talihsiz bir kör sağır ve dilsizdir.

Fıtrat bozulması insanı o duruma getirir ki, doğruyu yanlış yanlışı da doğru olarak görür.

Safdillik ise ilim ve irfan ve şuur eksikliğinden ileri gelir, her duyduğuna inanır.

Oysa insanı faziletli yapan tarafgirliği değil hakperestliğidir. Çünkü tarafgirlik cehaletten hakperestlik ise ilim ve irfandan beslenir..

Hak hatırına haktan taraf olmak fazilettir. İslamda hiçbir ideolojiye, şahıslara, partilere kayıtsız şartsız tarafgirlik yoktur. Tarafgirlik sadece haktan, doğrudan yanadır..

Hem yanlışı desteklemek vebale de ortak olmak demektir. Takım tutar gibi insan tutmak; öncelikle ve en büyük zararı kendi ahiretimize verir. Çünkü her insanın her icraatı doğru olmayacağına göre yanlışı desteklemek yanlışa ortak olmak demektir..

“Zalime en küçük bir meyil ile meyletmeyin ateş size de dokunur” diyen bir Allah’ımız varken; bizim taraftar olduğumuz şey; kimden ve nereden gelirse gelsin sadece doğrulardır. Sadece doğrulara tarafa olmamız inandığımız dinin gerekir.

Ancak hakkı, gerçeği tarafgirler değil onu talep edip arayanlar bulur. Değerli olan şeyler aramadan bulunamayacağı gibi hak/gerçek de aramadan bulunamaz. Bulundum zannedilse de elde tutulamaz..

Hakka ve haksızlığa taraftar olmanın Allah katında bir bedeli vardır. ”Kim zerre miktarı iyilik yapmışsa, onu görür. Kim de zerre miktar kötülük yapmışsa onu görür.” (Zilzal suresi) diyen yüce Allah; yapılan her şeyi dünyada kader olarak hayatımıza serpecek, ahirette ise yaptığımız şeylerin neticesi olarak adalet tecelli edecek..

Her zaman haktan yana olmak, haksızlığa taraftar olmamak için şu ilahi ikazı rehberliğinde hareket etmemiz gerekir.

”Ey iman edenler, herhangi bir fâsık size bir haber getirecek olursa, onu iyice tahkik edin, doğruluğunu araştırın. Yoksa, gerçeği bilmeyerek, birtakım kimselere karşı fenalık edip sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurât Suresi 6)

Hakkı/doğruyu kimse yenemez; sonuçta hak her mücadeleden zaferle çıkar. Ancak zalimler ve masumlar ortaya çıksınlar diye oyunun sonunu bekler..

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir