İsveç aşk teorisi

‘İsveçli bir insan mıdır?’ Bu cümle bir soru değil, Lars Tragardh ve Henrik Berggren adlı iki İsveçli tarihçinin yazdığı bir kitabın isminin Türkçesi. Adı geçen kitap da aşk teorisi ise şu şekilde ifade edilmiş: Aşk; birbirlerine maddi bir bağlılığı olmayan, otonom iki bireyin arasında olunca gerçek aşktır.

Bu düşünce modeli İsveç refah devletinin temelinde de yatan felsefe. Bu nedenle belki İsveç dünyanın en bireyci ülkesi. Dolayısıyla  modern çağın vebası yalnızlık da bu ülkede rahatça hükmünü sürüyor. Yalnızlık büyük bir problem ve ölçülebiliyor. Öyle ki araştırmalar ülkenin yarısının yalnız yaşadığını söylüyor.

Halbuki dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı ülkeler sıralamasında İsveç ve Danimarka gibi İskandinav ülkeleri hep listenin başında değil mi? Ancak depresyona karşı kullanılan anti-depresan ilacının kişi başına en fazla tüketildiği ülkelerde bu ülkeler. Bu ne çelişki böyle?

Yani tam ‘yalnızım, sık sık anti-depresan ilacı içsem de mutluyum’ durumu…Peki bu sürecin neticesi? Doğal olarak yalnız ölüm. Gazetelerde ‘dairesinde yalnız başına öldü ancak iki yıl boyunca kimse öldüğünü fark etmedi.’ şeklinde ürperten haberler artık sıradan hale geldi.

Modernitenin önden giden hızlı atlısı şeklinde betimlemekte bir mahsur görmediğim bu cennet gibi ülkede insanlar yalnız ölüyor. Daha da kötüsü öldüğünden bazen kimsenin uzun süre haberi olmuyor. Bu ne kabus böyle?    

Demek ki hızlı gideyim derken küçük görünen bazı insani değerler düşüyor, kayboluyor. O zaman bir ayna lazım. Kendine bakmak ve nerede hata yaptım sorusuna cevap bulmak için. Aslında öz itibariyle insanın aciz bir varlık olduğunu, herkesin birbirine muhtaç olduğunu hatırlayarak…

Bu yazıyı yazmak için yararlandığım röportajda İtalyan-İsveç karışımı Yönetmen Erik Gandini tespitini yapmış: ‘ Bu ülke bir cennet ancak biz (bazı) insani değerleri kaybettik. Sığınmacılar ve göçmenler insani değerlerin yaşadığı yaşam stilleri ile bize bir çare olabilirler.’

Bu tespiti göz ardı etmemek lazım. Yalnızlık hastalığına belki çare olabilir. Bu ülkenin pek çok güzel özelliği var. Ancak şimdilik çözemediği bazı problemleri de var. Amacım bu problemlere bir nebze ışık tutmak. Dolayısıyla bu yazı bir eleştiri yazısı değildir. Sadece bu ülke içiyle, dışıyla nasıl cennet haline gelir? sorusunun cevabını arama gayretidir. İyi haftalar diliyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir