İsveç ile Osmanlı hanedanı arasındaki akrabalık ilişkisi

Cumartesi günü Stockholm’de yapılan kraliyet düğün törenine akredite idim. Gün boyu büyük bir kalabalık ile birlikte töreni takip ettim. Kral Carl 16. Gustav ve Kraliçe Silvia’nın en küçük kızı Prenses Madeleine, Anglo –Amerikan işadamı Christopher O’Neill ile hayatını birleştirdi.

İngilizce ve İsveççe karışımı bir dil kullanılan kilisedeki törende, nikâhlarının kıyılması esnasında papazın ‘…eş olarak kabul ediyor musunuz?’ sorusunu Prenses Madeleine, İsveççe ‘ja’, O’Neill ise İngilizce ‘yes’ diyerek cevapladı.

Kraliyet düğünlerinde yüz yıllardır yaşanan bir tablo bu aslında… Tarih boyunca kraliyet aileleri dışarıdan kız alıp vermiştir. Bundan dolayıdır ki Avrupa hanedanlarının çoğu farklı millettendir.

İsveç Kralı Carl 16. Gustav’ın eşi Kraliçe Silvia da babası Alman, annesi Brezilyalı bir Alman vatandaşı idi. Kralın ailesi de Fransız asıllıdır. Ancak burada bir veraset söz konusu değildir. Vasa hanedanının son temsilcisi Kral 13. Carl’ın çocuğu olmadığı için, Danimarka kraliyet hanedanından, o zamanlar Danimarka’ya bağlı Norveç valisi 41 yaşındaki Prens Kristian August’u evlat edinir. Ama Prens, 1810 yılında evlat edildikten bir yıl sonra attan düşerek ölür. Kral olmasını istemeyen bazı güçler tarafından zehirlendiği de söylenir.

İsveç son çare olarak iyi ilişkiler geliştirmek istediği Fransa İmparatoru Napolyon’dan bir vâris ister; ancak Napolyon oralı olmaz. Bunun üzerine direkt, Napolyon’un gözde generallerinden biri olan Pau doğumlu Jean Baptiste Bernadotte’a veliahtlık teklif edilir. Napolyon imparator olunca, Bernadotte’u İtalya’nın güneyinde yer alan Pontecorvo Prensi yapmış; ama eski nişanlısı Bernardine Eugenie Desiree Clary ile evlendiği için araları hep soğuk kalmıştır. Almanya’daki İsveç esirlerine iyi muamelesinden dolayı İsveç’te çok popüler olan Bernadotte, kumandanlığından azledilince, İsveçlilerin bu teklifini kabul eder.

Bernadotte, kraliyet ailesine mensup olmak için Katoliklikten Luteryen mezhebine geçerek İsveç’e yerleşir. Kral 13. Carl, zayıf olduğu için Bernadotte idareyi ele alır ve 1814 yılında Norveç’i ilhak ederek büyük bir itibar kazanır. 1818’de Kral ölünce, 14. Carl Johan adıyla taç giyer. Liberal bir idare kuran Bernadotte, iyi İsveççe konuşamadığı halde, İsveç’te sevilen bir kral olur. İsveç-Norveç Kralı olarak 1844’te ölür ancak soyu, bugün hala İsveç tahtındadır. Şimdiki Kral, Bernadotte’un 6. kuşak torunudur.

Bernadotte’un eşi Desiree, İsveç’te Desideria adıyla taç giyinir ama soğuk bulduğu İsveç’e bir türlü ısınamaz, vaktinin çoğunu Fransa’da geçirir ve hiç İsveççe öğrenmez. Tarihçi Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Desideria ve Bernadotte’un tek çocukları olan Kral Oskar’ın evlendiği Josephina’nın, Sultan II. Mahmud’un annesi Nakşidil Sultan’ın teyzezadesi olduğunu söyler.

İsveçlilerin hiçbir kan bağlı olmayan sıradan bir Fransız’ı tahta geçirmesi, İsveç ile Osmanlı hanedanı arasında böyle bir akrabalık bağının da kurulmasına vesile olur.

Avrupa hanedanlıklarında evlatlık ya da evlilik yolu ile dışarıdan aileye ve hanedana katılımlar çok olağan. Ancak evlilik bağı ile aile üyesi olmasına rağmen, hanedanlık nimetlerini reddeden çok az örnek biliniyor. Yeni damat Christopher O’Neill de bunlardan biri oldu.

O’Neill, İsveç vatandaşı olmayı kabul etmediği için prens sıfatını da alamıyor. Kraliyet uygulama esaslarına göre, aileye yeni katılan birinin prens ya da prenses sıfatı alabilmesi için İsveç vatandaşı olması şartı bulunuyor. O’Neill, İsveç vatandaşı olmayı kabul etseydi, İsveç Prensi ve Hälsingland ve Gästrikland Dükü sıfatını alacaktı. O’Neill, Prens olup İsveç’te yaşamak yerine, eşi Prenses Madeleine ile birlikte Amerika’ya dönerek işinin başına geçmeyi tercih etti.

Bu vesile ile, yeni çiftimize ömür boyu mutluluklar dilerim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir