İsveç’in aborjinleri sandık başına gitti

Onlardan ilk defa 99 yılında haberim oldu. O dönemlerde yeni yapılmaya başlanan Buz Otel’in haberini yapmak için Kiruna’ya gittiğimde karşılaşmıştım.

Hava sıcaklığının eksi 30’larda olduğu bir kış günü, devasa bir çadırın ortasında yanan ateşin etrafında, bir taraftan ikram edilen kahveyi yudumlarken, diğer taraftan da merakımı gidermek için ev sahibine peş peşe sorular sormuştum.  

Avcılık ve ren geyiği besiciliği ile uğraştığı her hallerinden belli olan bu halkın, kendine özgü yaşam tarzının yanı sıra,   güney İsveçlilere nispeten daha sıcakkanlı ve misafirperver oluşu dikkatimi çekmişti. İsveç’in kuzey bölgesinde yaşayan yerli halkı Samilerden (Lapon) ya da diğer bir tabir ile İsveç’in  aborjinlerinden söz ediyorum.  

İşte bu halk, Sami Parlamentosu’nda (Sametinget) kendilerini temsil edecek adayları seçmek için dün sandık başına gitti.  

8 bin 322 seçmenin oy kullanabileceği seçimlerde sandığın yanı sıra mektupla da oy verme işlemi yapılabiliyor. Dört yılda bir yapılan parlamento seçimlerinde , bin 704 kişi dün sandık başına giderek oyunu kullandı. Diğer seçmenler ise mektup ile oy kullanmayı tercih etti. Kiruna kentindeki 31 koltuklu parlamentoya girmek için aralarında popülist Avcılık ve Balıkçılık Partisi’nin de bulunduğu dokuz parti yarıştı. 29 Mayıs’ta seçim sonuçları resmen açıklanacak. Yeni meclis üyeleri, aralarında bir meclis başkanı seçecek, ancak bu kişi İsveç Hükümeti’nin onayı ile resmen atanabilecek.  

Sami Parlamentosu’nun 2006 verilerine göre ülkede 20 bin kadar Sami yaşıyor. Finlandiya, Norveç ve Rusya’nın kuzey bölgelerinde de toplam 50 bin kadar Sami bulunuyor. Bunların binlerce yıl önce Orta Asya’dan göçtükleri söyleniyor. Türkçenin de dahil olduğu Ural- Altay dil grubuna giren Laponca konuşan bu halkın, 1993 yılında Kiruna’da açılan otonom bir meclisleri var. Ancak Samilerin bu statüye kavuşmaları hiç de kolay olmadı.  

17. yüzyıldan itibaren asimile edilmeye başlanan halk, pegan geçmişlerini bırakarak, Hıristiyanlığı seçmeye zorlandı, dillerini konuşmaları yasaklandı. 1900’lü yıllarda soykırıma uğradıkları ve nüfuslarının artmasını önlemek için zorla kısırlaştırıldıkları da iddia ediliyor.  

1956’da Kuzey Sami Konseyi’ni kuran Sami halkı, bulundukları ülkelerde hakları için mücadele etmeye başladılar. 93 yılında meclislerine kavuşan Samiler, 99′da idari makamlarda ve mahkemelerde kendi dillerini kullanabilme hakkı elde ettiler. Artık kendi okullarını açabiliyor ve burada dillerini ve kültürlerini öğrenebiliyorlar. Kurulan Sami Parlamentosu aracılığıyla karar alma sürecine katılabiliyorlar. 

Öte yandan, Samilerin halen toprak ve doğal kaynaklar konusundaki mücadeleleri devam ediyor. Samiler, yaşadıkları bölgelerinde hidroelektrik santralleri ve maden ocakları açılmasına tepkili. Buralarda kullanılan kimyasal maddelerin, çevreyi kirletmesiyle birlikte hayatlarını da sürdürmeyi zorlaştırdığını söyleyen Samiler, bu faaliyetlerle kendilerinin göçe zorlandıklarını ileri sürüyorlar. 

Kuzeye yolunuz düşerse, kendilerine özgü yaşam tarzları ile var olmaya çalışan bu halkı yakından tanımak için yaşadıkları çadırlara mutlaka uğrayın. Birçok açıdan bize ne kadar benzediklerini sizler de fark edeceksiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir