İsveç’in masalcı ninesi Astrid

Biraz edebiyata ilgi duyan herkes hakkında az çok bir şeyler bilir.

Ben de bir kaç kitabını keyifle okumuştum. Kitaplarından uyarlanan filmlere ise bayılmıştım.

Gözümde; yazmayı seven, yazdıkları içerde ve sınırların ötesinde milyonlarca insan tarafından zevkle okunan, kendi halinde, sakin, rutin hayatı olan sevimli bir yazardı.

Ta ki Kristina Lindström’üm SVT için hazırladığı üç saatlik “Astrid” belgeselini izleyene ve Jens Andersen’ın yeni biyografisini okuyana kadar… 

Sakin görüntüsüne aldanmışım.

Milyonlarca insan tarafından sevilerek okunduğu, takdir edildiği kısmı doğru, ama gerisi hiç de bildiğim gibi değilmiş.

Daha fırtınalı bir hayat yaşanamaz.

1900’lü yıllara tabiri yerindeyse damgasını vurmuş. 

Hani şu çocukların İsveçli masalcı ninesi Astrid var ya… 

Uzun Çoraplı Kız Pippi’nin yazarı Astrid Lindgren…

İşte ondan söz ediyorum. 

14 Kasım 1907’de Vimmerby kasabasında dünyaya gelir. Çocukluğunda tam bir kitap kurdudur. Okulda kompozisyon derslerinde sınıfın en iyilerindendir. 13 yaşındayken kasabanın yerel gazetesi Vimmerby Tidning’de ilk yazısı yayınlanır.  17 yaşına bastığında aylık 60 kron maaş ile bu gazetede tashihçisi olarak işe başlar. 

Ancak burada uzun kalamaz.

Gazetenin 50 yaşındaki 7 çocuk sahibi genel yayın yönetmeni ile evlilik dışı ilişkisi olur ve ondan hamile kalır. 

Dönemin İsveç’inde evlilik dışı bir hamilelik kabul edilemez, utanç verici bir durumdur. 

Babası da toplumda saygın yeri olan bir kilise çalışanıdır. 

Tam bir skandal yaşanmıştır. Oldukça dindar olan ailesi yıkılır. 

Tepkiler üzerine Astrid, Stockholm’e taşınır.

Yasalara göre, evlilik dışı bir çocuğu normal bir hastanede dünyaya getiremezdi. Mödrarhem denilen, bekar annelerin çocuklarını doğurabilecekleri doğum evlerinde bunu yapmak zorundaydı. Burada çocuk doğurmaya izin verilir ama doğumdan bir müddet sonra çocuk anneden alınarak bakıcı bir aileye verilirdi. Yüz kızartıcı bir suç işleyen biri çocuk büyütemezdi.

Astrid bir yolunu bulur, İskandinavya’da sadece Danimarka’da bir tane olan ve hamileliğin evlilik dışı olup olmadığının sorulmadığı hastanede doğum yapar. 

Ancak, Lars ismini verdiği çocuğuna da tek başına bakamayacağı için, ekonomik durumu buna çok müsait olmadığı halde, onu Köpenhag’da bakıcı bir kadına bırakır. 

Astrid bu arada Stockholm’de bir büroda yazman ve daktilocu olarak iş bulur. Aldığı maaş ile zar zor geçinir. Ara ara imkan buldukça tren ile Kopenhag’a oğlunu görmeye gider. 

Üç yıl sonra oğluna bakan bakıcısı hastalanınca onu Stockholm’e getirmek zorunda kalır. İşi ile birlikte oğlu ile ilgilenemez. Lars sık sık hastalanır. Bunun böyle gidemeyeceğini gören Astrid, babasını zor ikna ederek çocuğunu ilk defa onlara bırakır ve tekrar Stockholm’e döner. 

Bir müddet sonra yeni patronu Sture Lindgren ile gönül ilişkisi yaşar. 

O da evlidir. 

1931 yılında Sture eşinden boşanınca Astrid onunla evlenmeyi kabul eder.  

Sture’den de Karin isminde bir kızı olur. 

Karin’le birlikte Astrid kendini tamamen ev kadınlığına adar.  Oğlu Lars’a yapamadığı analığı kızı Karin’e yapmaya çalışır. Karin bir ara uzun bir hastalık dönemi geçirir; bu dönem Astrid’in yazarlık hayatının da dönüm noktası olur.

7 yaşındaki Karin’e kendi çocukluğundan, özlemlerinden yola çıkarak hikayeler uyduran Astrid, aslında dünya çapında ünlü bir çocuk hikaye yazarı olmanın da ilk adımını atmıştır. 

1941’de  ismini Karin’in verdiği bir at ve bir maymunla Kunterbunt isimli villada oturan dünyanın en güçlü kızı Pippi, komşu çocukları Tommy ve Annika ile birlikte gerilim dolu serüvenlerin anlatıldığı ilk kitabı  Pippi Långstrump’u (Pippi Uzun Çorap) yazar.

Pippi yaşıtlarının aksine aykırı, çevresindekileri soru yağmuruna tutan, denizci babasıyla telepatiyle iletişim kuran, korkusuz, güçlü, evinde tek başına yaşayan bir kızdır. 

Astrid bu kitabını ünlü yayın evi Bonniers’e basmaları için gönderir. Ama Bonniers hikaye kahramanı Pippi’yi zamanın değer yargılarına aykırı bulurarak, kitabı basmayı göze alamaz. İflas etmenin eşiğinde olan Raben & Sjögren yayınevi kitabı basar. Kitabı, çocukları anarşist olmaya özendirmekle suçlayan bir çok insan ayağa kalkar. Sikayette bulunur, ama Pippi’nin ünü sınırları aşmıştır, milyonlar satar. Raben & Sjögren batmaktan kurtulurken, Astrid de artık ünlü bir yazardır…

Takip eden yıllarda, Baş Dedektif Blomkvist, Şamatalı Köy’ün Çocukları, Avare Rasmus, Mio Benim Mio’m, Aslan Yürekli Kardeşler ve Haydudun Kızı Ronja gibi milyonlarca baskı yapmış toplam 88 kadar kitap yazar. Bu eserleri dünya genelinde 100’ün üzerinde dile çevrilir; filmlere, teatral oyunlara uyarlanır. 

Masalcı Nine’nin kitaplarını okuyan dünya çocuklarının kendilerine güvenleri artar, hayal dünyaları zenginleşir. İsveç’te ise bir ekol olur.  Sorgulamayı, korkusuz ve güçlü olmayı, her şeyden önce özgür düşünmeyi öğrenen yeni nesil üzerinde etkisi büyük olur. 

Astrid bir taraftan durmadan üretirken diğer bir taraftan da sosyal sorunlar ile yakından ilgilenir. Çocuk ve hayvan haklarının korunması, çevre sorunlarına yönelik çalışmalar yapar. Yabancı düşmanlığı ve ırkçılığa karşı gazetelere yazılar yazar. 

Sosyal Demokrat kimlikli olmasına rağmen dönemin iktidar partisi Sosyal Demokratların yüksek vergi politikalarına karşı kampanyalar yürütür. Seçimden önce bir gazeteye gönderdiği ‘Hükümeti düşürelim’ başlıklı yazısı gazetenin birinci sayfasından girince Sosyal Demokratların 44 yıllık iktidarları son bulur. Bunu demokrasinin bir zaferi olarak görür. Ama o buna rağmen hayatı boyunca Sosyal Demokrat kalır. 

28 Ocak 2002 yılında 94 yaşında iken, hayatının son 46 yılını geçirdiği Dalagatan’daki evinde  hayata gözlerini yumunca, İsveç’te devlet adamları dışında kimseye yapılmayan bir ayrıcalıkla; Kraliyet ailesi, başbakan ve kabinenin de aralarında olduğu çok sayıda kişinin katılımı ile cenaze töreni gerçekleşir. Benim de gazeteci olarak takip ettiğim tören, na’şının memleketi Vimmerby’e götürülmesi ile son bulur. 

O aramızdan o gün ayrıldı, ama dünya çapında milyonlar onu keyifle okumaya devam ediyor…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir