İsveç’te hatıraya saygı…

Yurt dışında yaşayanların en büyük kazançlarından biri de kıyas imkanı elde edebilmeleridir. Anavatanınız ve sonradan göç ettiğiniz her iki ülkeyi bilmeniz, tanımanız; karşılaştığınız olaylar karşında ister istemez, sizi benzerlikleri ve farklılıkları tespit etmeye sevk ediyor.

İsveç’te yaşayan bizler de gündelik hayatımızda bunu sıkı sık yaparız.

Bazen bir ülkeye hak verir, bazen diğerini acımasızca eleştiririz. Bir ülkedeki bir güzellik için, diğer ülkede ‘neden olmasın’ der, aynısının orada da olmasını ısrarla arzu ederiz.

Geçtiğimiz günlerde de yüreğim burkularak okuduğum bir haber, beynimi gayri ihtiyari hemen kıyasa götürdü.

Haber şuydu:

“Doğu’da terör olaylarının yaşandığı ilçeler kentsel dönüşümle yıkılacak”

Sadece terörden dolayı Türkiye’de kentler yeniden inşa edilmiyor. Kentsel dönüşüm projesi kapsamında TOKİ’nin Türkiye’nin neredeyse her ilinde yaptığı mahalleler var. Eskiler yıkılıyor, yenileri yapılıyor.

Yıkarak; yerle bir ederek yeni, modern semtler, kentler inşa etmek kolay bir anlamda.

Ama bunlar yapılırken, olması gereken hassasiyet gösteriliyor mu?

Çünkü bina dikmekle mesele bitmiyor; geçmiş var, hatıralar var, kültür var, kök var, medeniyet var ve her şeyden öte bir ruh var….

Bunlar ne kadar korunuyor, yeni yere ne kadar yansıtılıyor?

İsveç’ten iki örnek vereyim, kararı siz verin…

Geçtiğimiz yıl İsveç Dışişleri Bakanlığı’nın davetlisi olarak, 8 kişilik bir gazeteci ekibi ile İsveç’in arktik çizgisinin yukarısındaki kenti Kiruna’yı ziyaret etmiştim.

Yılın büyük bir kısmını karlar altında geçiren ve hava sıcaklığının eksi 50 dereceyi bulabildiği bu 23 bin nüfuslu şehir de taşınıyor.

Evet yanlış okumadınız taşınıyor.

Kente çökme riski var. Çünkü şehrin altından demir madeni çıkarılıyor. Demir damarı şehrin altına doğru eğim gösterdiği için maden çıkarılırken şehrin altı boşalıyor. Bu da şehri çökme riski ile karşı karşıya bırakıyor.

Ekonomik olarak çok büyük kazanç sağladığı için maden işletmeciliğine devam edilmesi ve şehrin 3 km doğuya taşınması kararı alınıyor.

Maden yaşarsa şehir yaşayacak…

Bu kararı belediye ya da hükümet almıyor. Karar; hükümet, belediye, madeni çıkaran devlet şirketi yöneticileri ve şehir sakinlerinin hep birlikte yıllar süren sayısız görüşmeleri sonucu alınıyor.

Yeni bir şehir kuruluyor.

Buraya kentin tarihi 40 kadar evi, altlarına kızaklar yerleştirilerek götürülüyor. Kentin sembollerinden 100 yıllık kilisenin ahşap parçaları teker teker numaralandırılıyor, sökülüyor ve yeni kente tekrar kuruluyor.

Şehirde bir de tarihi belediye binası var. Şehirle özdeşleşmiş. Başta buranın da taşınması düşünülüyor. Yapılan çalışmalar bunun mümkün olamayacağını ortaya koyunca, binadan götürülebilecek sembollerin taşınmasına karar veriliyor.

Binanın üstündeki saat kule, yeni planda şehrin merkezine dikiliyor.

En azından bu şekilde belediye binasının hatırasının canlı tutulacağı düşünülüyor.

Yeni şehirde inşa edilen binaların bir kısmı, eski şehirdeki mimari ile yapılıyor.

Ve diğer ince detaylar…

***

Stockholm’de oturduğum semtteki binalar komple tadilattan geçiriliyor, dış cepheleri izole ediliyor. Haliyle binaların şekil ve renkleri de değişiyor.

İnceliğe bakar mısınız???

Bu binalarda oturan herkes kiracı, evin sahibi değil. Ona rağmen, hatıranıza saygı gereği, eski bina ve bahçesi bir kaç cepheden fotoğraflanıyor. Ve A4 büyüklüğünde kiracılara gönderiliyor.

Bu iki örnek yetti sanırım…

Şimdi ülkemizde yapılan kentsel dönüşümlerin ne kadar doğru yapıldığına siz karar verin…

Ve bizden götürdüklerini bir düşünün.

İsveç’te hatıraya saygı…” için bir yorum

  • 2 Haziran 2016 Perşembe tarihinde, saat 03:47
    Permalink

    Bence Turkiyeyi isvecte kiyasladiginiz zaman enaz yuzyil ve egitilmis bir nesil gerekir.
    Kindar ve dindar nesil degil.
    Toki ev yapmiyor kumes yapiyor. Dar, havasiz cevre planlamasi olmayan evler.
    Allahaskina söyleyin. Turkiyenin 100 yillik cumhuriyet tarihinde hangi eseri var.? Ya mimarsinanin camilerin gösterirler ya osmanl ve daha önceki tarihteki eserleri.
    Samsunda su baskini oldu 8 kisi öldu.
    6 tanesi tokinin evlerinde bogularak can verdi. Zavali bir halkiz.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir