İsveç’te koronavirüs vaka sayısı yarım milyonu geçti


İsveç Başsavcılığı Başbakan Olof Palme’nin katledilmesinden yaklaşık 34 yıl sonra soruşturmayı 10 Haziran 2020’de kapatmıştı. Ancak savcı Krister Petersson, soruşturmaya tekrar devam edilebileceğini açıkladı.

Geçen yıl haziran ayında Başsavcı Krister Petersson, bir basın toplantısında Palme soruşturmasının kapatılacağını duyurdu. Petersson, diğer şeylerin yanı sıra, Skandiaman denen Stig Engström’e vardıklarını bir şüpheli olduğunu ancak Engström öldüğü için soruşturmanın devam edemeyeceğini söylemişti.

Ayrıca, herhangi bir cinayet silahı veya bir delil, şüpheli Engström’le ilişkilendirilemedi.

Olof Palme cinayeti savcısı Krister Petersson. Foto: İsveç polisi

Petersson o zamandan beri birkaç çevreden eleştirildi ve eylül ayında Ombudsman, Peterson’ın basın toplantısı ile ilgili açıklamaları hakkında bir soruşturma başlattı.

Eleştirinin bir sonucu olarak, Krister Petersson şimdi soruşturmanın yeniden başlatılabileceğini ifade etti.

Petersson, Expressen’e “Güçlü ve kontrol edilebilir bilgi ortaya çıkarsa, tabii ki göz ardı edilemez” şeklinde konuştu.

Olof Palme hakkında

1927 yılında aristokrat ve zengin bir ailede doğan Palme, 1949 yılında Sosyal Demokrat Parti’ye katılmış ve parti içinde yükselerek 1969 yılında Tage Erlander’in yerine liderliğe getirilmişti.

Uluslararası Olof Palme Merkezi adlı kuruluşun genel sekreteri Anna Sundstrom “Palme’nin Erlander’in oğullarından biri gibi olduğu söylenir” diyor ve ekliyor: “Sosyal Demokrat Parti lideri ve İsveç’in sosyal devlet sisteminin kurucularından Tage Erlander tarafından yetiştirildi. Erlander’in politikalarını alıp daha da ileriye taşıdığını söyleyebiliriz.”

Palme, başbakanlığı döneminde işçi sendikalarının gücünü daha da artıran, sağlık sistemini ve sosyal yardım düzenini güçlendiren adımlar attı. Kraliyete ait o zamana kadar devam etmiş bazı siyasi yetkileri kaldırdı ve eğitime büyük yatırım yaptı.

Olof Palme Merkezi’nden Anna Sundstrom, onun en önemli reformları arasında okul öncesi eğitim alanında anaokullarının açılması, cinsiyet eşitsizliğine karşı kadınların çalışma hayatına girişini teşvik edici yasalar çıkarmasının da bulunduğunu söylüyor.

Olof Palme’in ölümü

28 Şubat 1986 gecesi Palme işten döndüğünde korumalarını gönderdi. Eşi Lisbet sinemaya gitmeyi teklif etti. Oğulları Marten ile kız arkadaşı bir komedi filmine bilet almışlardı, orada onlarla buluşacaklardı. Palme ve eşi evlerinden korumalarını almadan çıktı, metroya binerek şehir merkezine gitti. Grand Cinema önünde saat 21.00 sularında oğulları ve onun sevgilisi ile buluştular. Film bittikten sonra onlardan ayrılan Palme çifti, Sveavagen caddesi üzerinden evlerine yürümeye başladı.

Sveavagen ile Tunnelgatan caddelerinin kesiştiği köşeye geldiklerinde, saat 23.21’i gösterirken, arkalarından gelen uzun boylu bir adam yakın mesafeden önce Palme’yi, sonra da Lisbet’i vurdu.

Saldırgan koşarak uzaklaştı, merdivenlerden başka bir sokağa geçti ve kayboldu. İsveç şok olmuştu. Charlotta Wallsten o sırada 12 yaşındaydı ama ertesi gün uyandığında babasının ona, korkunç bir şey olduğunu söylediğini hatırlıyor. “Televizyonu açtık. Sürekli onun sokak ortasında nasıl öldürüldüğü konuşuluyordu. Bütün ülke şoktaydı” diyor. Wallsten okulda Palme için toplanıp mumlar yaktıklarını anlatıyor. “Öldürüldüğünde siyasi görüşler önemini kaybetmişti. Herkes şok olmuştu” diyor.

Polis de aynı şoku yaşıyordu. Memurlar cinayetin işlendiği yeri doğru dürüst kordon altına alamamış ve katilin kaçmasından saatler sonra kentin sadece küçük bir kısmına giriş çıkışları kapatabilmişti. Yastaki insanlar polis kordonunu aşarak çiçekler bırakıyor, Palme’nin kanı henüz yerde dururken oralarda dolaşıyorlardı. Görgü tanıkları ifadeleri alınmadan dağılmıştı. Mermi kovanlarından biri günler sonra oradan geçen biri tarafından fark edilmese belki de hiç bulunmayacaktı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir