İsveç’te ’Koruyucu Aile’ olmak…

Geçtiğimiz haftalarda Norveç’te Konyalı bir baba, devlet tarafından çocukları elinden alındığı için bunalıma girmiş ve bunun sonucu olarak babası ve eşini öldürdükten sonra intihar etmişti.

Zaman zaman diğer Avrupa ülkelerinde de çocukları elinden alındığı için benzer durumlar yaşayan ailelerin haberleri ile karşılaşıyoruz. İsveç’te de maalesef bu ayrılıklardan dolayı çeşitli trajik olayların yaşandığına şahit oluyoruz. 

Öte yandan, devletin sahip çıkmadığı ülkelerde çocuklar, aileleri tarafından suiistimal ediliyor, şiddet görüyor, akla hayale gelmedik kötülüklere maruz bırakılabiliyor.  

Her meselede olduğu gibi burada da artı – eksi bir durum söz konusu…

Yani, bazen haksız el koymalar yaşansa da temelinde devletin problemli ailelerden çocukları alması ve onlara sahip çıkması daha büyük trajedilerin yaşanmasının önünü kesiyor. 

İsveç’te çocukların haklarının korunması kanunla sabittir.

Dünyada çocukların dövülmesini ve onlara yönelik her çeşit şiddeti 1979 yılında yasaklayan ilk ülke İsveç olmuştur. Bununla yetinmeyen İsveç hükümeti, 1993’te çocuk haklarını korumak ve savunmak amacıyla bir de ombudsman atadı. 

İsveç’te evlerinde fiziksel, cinsel veya psikolojik şiddet gören, genelde alkol ve ya uyuşturucu bağımlısı ya da ruhsal sıkıntılar yaşayan ebeveynlerce ihmal edilen çocuklara el koyan ve bunlara çeşitli organizasyonlar vasıtasıyla sahip çıkan “Sosyal” olarak bilinen Ulusal Sağlık ve Refah Kurumu da var. 

Bir de devlet bakımındaki bu çocukların aile ortamına yerleştirilmesini sağlayan bir hizmet modeli olan “Koruyucu Aile” müessesi mevcut. 

Çocuk Esirgeme Kurumu ve benzeri kurumlarda kalan çocukların yeterli sevgi ve ilgi göremedikleri düşünülerek bu koruyucu aile modeli geliştirilmiş. Burada, aile ortamında çocukların sevgi, duygusal doyum, güven ve bağlanma ihtiyaçları karşılanarak, hem fiziksel hem de ruhsal olarak daha iyi gelişmeleri ve yetişmeleri amaçlanıyor. 

İsveç’te kaç çocuk bu ailelerde kalıyor? Bunların kaçı göçmen kökenli? Bu çocukların kaçı ailesinden zorla koparılıp alınmış? Bu soruları İsveç Ulusal Sağlık ve Refah Kurumu yetkilisi Hillevi Rydh’a sordum. 

Hillevi Rydh, Ulusal Sağlık ve Refah Kurumu’nun 2013 İstatistik çalışmasını paylaştı.

Buna göre, ülke çapında ailesinden alınan ve devlet güvencesinde olan 18 yaş altı toplam 32 bin 562 çocuk bulunuyor. Bu çocukların 26 bin 331’i koruyucu bir ailenin yanında ve ya belediye gözetiminde olan bir evde yaşıyor. Geri kalan kısmı ise belediye yurtları ve özel yurtlarda kalıyor.

Devlet güvencesinde bulunan bu çocukların 11 bin 252’sinin her iki ebeveyni İsveç doğumlu. 11 bin 27’sinin ebeveyn bilgisi bulunmuyor. 3 bin 498’inin anne babasından biri yurt dışı doğumlu. 4 bin 31’nin ise hem annesi hem de babası yurt dışı doğumlu. 

Bu çocukların büyük bir kısmı ya sahipsiz olduğundan ya da çeşitli sebeplerden dolayı bakamadıkları için bizzat aileleri tarafından devlete teslim edilirken, 6 bin 479 çocuk da aileleri vermek istememelerine rağmen, yine çeşitli sebeplerden dolayı devlet tarafından zorla alıkonularak koruyucu bir ailenin yanınsa yerleştirilmiş. 

“Koruyucu Aile” modeli temelde çok güzel ve yerinde bir düşünce…

Ancak bu bazen iyi planlanmadığında büyük olumsuzluklar ve mağduriyetlere sebebiyet verebiliyor. 

Özellikle Müslüman çocukları söz konusu olduğunda daha çok sıkıntılarla karşılaşılıyor.

Yeterli sayıda Müslüman koruyucu aile olmaması sebebiyle, çeşitli nedenlerle Müslüman ailelerden alınan çocuklar, farkı kültürlerden ve inançtan ailelerin yanlarına yerleştirilebiliyor. 

Burada çocuk, ailesinin kültürü, inancı, örf ve adetlerinden ve hatta dilinden mahrum yetişiyor. Bir zaman sonra bu değerleri tamamıyla kaybedebiliyor. 

Bu çok üzüntü verici bir durum. 

Bundan Ulusal Sağlık ve Refah Kurumu’da muzdarip. 

Bu konuda şikayet alıyorlar ancak Türk aileler de dahil Müslümanlar, koruyucu aile olmaya ilgi göstermedikleri için, başka çözüm yolu bulamıyorlar. 

Evi, vakti müsait olanlar,  özellikle çocuğu olmayanlar, ya da tek cocuklarına arkadaş arayanlar koruyucu aile olabilirler.

Bu ülkede koruyucu aile olmak çok da kutsal bir görev…

Bunu yaparken, bir taraftan sevgiye, şefkate ve korumaya muhtaç kimsesiz Müslüman çocuklara yardım eli uzatacak, diğer taraftan da bu çocukların kendi değerleri ile yetişmesine de vesile olacaklardır. Bunun için ekonomik endişe de duyulmamalı, çünkü devlet bu hizmetin karşılığını fazlasıyla veriyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir