Kendine yazmak

Bir insan neden yazı yazar, yada ben neden yazmalıyım?

Doğrusunu söylemek gerekirse yazdığım yazılar bir sitede yayınlanarak daha çok insana ulaştığından kendi istifademi düşünmekle beraber bir refleks olarak başkalarına faydalı olmak için yazıyorum.

Böyle olunca yazı, bana cüz’i bir fayda verse bile; başkasına sunmak kastıyla okuduğum kitaplar, öğrendiğim bilgiler bir alıntı olarak; özümsenmeden, sindirilmeden karşı tarafa sunulabiliyor. Bu durum da sanıyorum ne bana nede yazıları okuyanlara yeteri kadar fayda veriyor.

Yıllar önce çok kitap okuyan bir ağabey vardı, şöyle birşey anlatmıştı: “Başkalarına anlatmak için birşeyler öğrenen insan; bulduğu yiyeceği parçalayarak yavrusuna veren bir kuş gibidir. Kendisi için okuyup istifade ederek başkalarına bilgi ve marifet sunmak da bir ineğin yavrusuna süt vermesi gibidir. Kuşun kendisi hiç istifade etmemekle beraber yavruları istifade ederler ancak süt veren inek hem kendi istifade eder hem de ab-ı hayat gibi tertemiz daha besleyici bir rızkı yavrularına verir.” Demek çok ihlaslı söylemiş olacak ki, yıllar geçse de hiç unutmadım.

Aslında olması gereken yazı; kendini nasihata en muhtaç gören insanın kendini ıslah etmek için yaptığı okumaları ‘belki başka ihtiyaç duyanlar da vardır, hem herkese hizmet etmek bizim vazifemizdir’ diyerek başkalarıyla paylaştıklarıdır.

Bu hakikati Üstad Bediüzzaman hazretleri Sözler adlı kitabında birinci sözde şöyle ifade eder: “Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun (disipline tabi olduğun) için askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikati nefsimle beraber dinle. Çünki ben nefsimi herkesten ziyade nasihâta muhtaç görüyorum. Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim. Şimdi kısaca ve Avâm lisanıyla nefsime diyeceğim. Kim isterse beraber dinlesin.“

Yani, hitap kendine.. Kimse hakitate müstağni değil. Ama fayda; kendini nasihata muhtaç görene, istifade etmek isteyene..

Benim ruhumun da herkesten ziyade hakikate ihtiyacı var, en çok ben muhtacım. O halde başkalarına değil kendime yazmam lazım. Zaten ”kendini ıslah etmeyen başkasına faydalı olamaz.”

O yüzden kendime yazayım istiyorum. Başkalara yazmak hem zor hem de insan başkalarına yazıyorum diye diye kendini gözden kaçırıyor, kendi muhtaç kalıyor.

İnsanlar beni okumasa da olur, hakikatleri başka yerlerden de öğrenebilir. Ama ben ihtiyaçlarımı mutlaka karşılamalıyım. Benim herkesten ziyade ihtiyacım var.

Madem öyle; yazacağım her yazıyı doğrudan doğruya nefsime hitap ederek yazayım, hem de de tek motivasyon kaynağım Allah’ı hoşnut etmek olsun istiyorum..

Bundan böyle (Aziz Üstadımızın -mealen- dediği gibi):

“Mütekellim aciz kalbimdir, muhatap ise âsi nefsim.”

“Ey nefs-i emmârem! Sana tabi değilim..

Sen istediğin şey için yaz ve istediğin şeyin peşine düş.

Ben ancak ve ancak beni yaratıp lütuf ve ihsanlarda bulunan, her şeyimi kendisine borçlu olduğum yüce Allah’a kul olurum.” Vesselam..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir