Leylani’nin söyledikleri…

Cumartesi günü, İsveç Azerbaycan Birliği tarafından Başkent Stockholm’ün Sergel meydanında düzenlen mitingde, Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını işgal etmesi protesto edildi.

Her şey çok normal başlamıştı.

Duyan bayrağını alıp gelmişti.

Gösteriyi Azeriler organize etmişti, ancak sayıları az da olsa ülkede yaşayan Türk, Uygur ve Türkmen yurttaşlar da destek vermişti.

Mitinge Azeri ve Türk basın mensupları da büyük ilgi duymuştu. Görebildiğim kadarıyla onun üzerinde basın mensubu vardı. Haberişveç’i temsilen ben de alandaydım.

İlk konuşmayı mitingin organizatörlerinden Azeri Gazeteci Rahim Sadıkbeyli yaptı. Özetle Karabağ’ın Azerbaycan toprağı olduğunu ve her zaman Azerbaycan toprağı olarak kalacağını ifade etti.

Daha sonra Azerbaycan diasporası temsilcilerinden bir kaç kişi daha konuştu.

Bunlardan biri olan Dünya Azerbaycanlılar Kongresi Yönetim Kurulu Üyesi Seyavush Yusifli de yazılı konuşmasında Ermenistan’ın yıllardır Azerbaycan topraklarını işgal altında tuttuğunu, son saldırılarla sinsi hayallerle Karabağ’ın tümüne sahip olmaya çalıştığını söyleyerek, gençleri ülkelerine sahip çıkmaya çağırdı.

O ana kadar her şey makul sınırlarda seyretmişti.

Hiç bir taşkınlık yoktu.

Medeni ölçüler içinde tepkiler dile getirilmişti.

İsveç istihbaratı da olağandışı bir gelişme beklemediğinden olacak ki etrafta tek bir polis aracı yoktu.

Halka hitap edilen ses düzeni bozuldu. Konuşulanlar anlaşılmıyordu. Ben de bir haber için yeterli malzeme topladığımı düşünerek yaklaşık bir saat sonra meydandan ayrıldım.

Ertesi gün sosyal medyada fırtınalar kopuyordu.

Ben ayrıldıktan sonra İsveç Türk İşçi Dernekleri Federasyonu Başkan yardımcısı Barbaros Leylani konuşmuş.

Toplam 2.5 dakika konuşmuş ancak bütün mitingi gölgede bırakmış.

Ölüm demiş, kan demiş…

Tüm söylediklerini merak edenler varsa internetten ulaşabilir.

Görüntüler sosyal medyaya düşünce İsveç gazete ve televizyonları da bunları alarak okurlarıyla paylaştı.

Sonra mı ne oldu?

Türk İşçi Dernekleri Federasyonu, konuşmanın kendilerini bağlamadığını, Leylani’nin şahsi görüşü olduğunu içeren bir duyuru yayınladı.

Barbaros Leylani de yine bir duyuru ile Türk İşçi Dernekleri Federasyonu’ndaki görevinden özür dileyerek istifa etmek zorunda kaldı.

Duyuruda, “Zamanın darlığı ve hazırlıksız yakalanmamdan dolayı, duygusal davranıp, heyecanlanarak dilimin sürçmesi sonucu, konuşmam yanlış anlaşılmalara yol açmıştır. Barışçıl Ermenilere karşı hiçbir sözüm yoktur sadece çocukları, kadınları yani sivilleri öldürenlere karşı eleştirisel konuşma yapmak istemiştim.” şeklinde ifadelere yer verdi.

Atalarımız “bin düşün, bir söyle” demişler. Malum, ağızdan çıkan sözün geri dönüşü yoktur. Ünlü ozanımız Aşık Veysel de sözün önemini belirtirken, “ben ağzıma girenden değil, ağzımdan çıkandan korkarım” der.

Leylani’nin ölüm ve kan kokulu ırkçı sözleri İsveç’teki Türk toplumunun uyumlu, barışçı imajına büyük zarar vermiştir. Kendisi de bunun farkına varmış olacak ki açıklamasında Türk toplumundan da özür diliyor. Ancak ne Leylani’nin ne de Türk İşçi Dernekleri Federasyonu’nun açıklamaları bu ifadelerin ağırlığını kaldırmaya yetmez.

Burada özellikle Türk İşçi Dernekleri Federasyonu’na dolayısıyla Başkanı Hasan Dölek’e büyük bir vazife düşüyor. ‘Leylani’nin söyledikleri kendisini bağlar’ demekle bu işten sıyrılamaz, sıyrılmamalı.

Çünkü sarf edilen bu sözler bugünden itibaren özellikle yabancı ve Müslüman karşıtı, başını aşırı sağ partinin çektiği çevrelerce evire çevire kullanılacaktır.

Arayıp da bulmadıkları malzemeler..

Ve bunlar her seferinde Leylani’nin yanı sıra Türk İşçi Dernekleri Federasyonu ismiyle birlikte anılacaktır.

Türk İşçi Dernekleri Federasyonu’nun hak etmediğini düşündüğüm bu lekeden bir şekilde kurtulması lazım.

Hasan Dölek’in İsveç medyasına konuşarak, ırkçılıkla mücadelenin temel görevleri arasında olduğunu, kin ve nefret yayan söylemlerin hiç bir şekilde ne kendilerini ne de Türk toplumu adına yapılamayacağını altını defalarca çizerek söylemesi lazım.

Öfke kontrolü edilmeden yapılan bu konuşama, her ne kadar geri dönülmesi imkansız durumlara sebep olduysa da böylece, belki bir nebze de olsa bundan doğacak bir kısım zararların önüne geçilebilir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir