Makuliyet ile öfkeli çılgınlığın mücadelesi

Birçok siyasi uzmanın tespiti dünya siyasetinin yeni bir bölünmeye evrildiği yönünde. Dünyada insanlar siyaseten sağ veya sol diye ayrılmıyor artık. Yeni mücadele makul, aklı başında olanlar ile öfkeli çılgınlar arasında.

Dünya 1960’larda da benzer bir bölünme yaşamıştı. O zaman anne babalarının dünya düzenine isyan eden gençler vardı şimdi ise gençlerin yeni dünya düzenine isyan eden anne babalar var.

Bunları nereden mi çıkarıyorum? En somut örnek İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılması (Brexit) olayı.  Dünyaya açılmaktan, farklılıklardan, globalleşmenin getirdiği yeni meydan okumalardan korkan yaşlı nüfusun oyları ile İngiltere yolunu AB’den ayırdı. Üstelik bu ayrılık AB ve batılı devlet başkanlarının, dünyanın önde gelen finans çevrelerinin, siyasi ve ekonomi uzmanlarının  ‘aman ayrılmayın! Herkes zarar görür!’ çağrısına rağmen gerçekleşti.

Nasıl olabildi bu peki? Tabii ki siyasi aşırılık (ekstremizm) sayesinde.  Siyasi hırsı için insanların korku, endişe ve nefret duygularına hitap eden, bu duyguları köpürten aşırılıkçı siyasiler bunu başardılar. Çünkü bu dönemde kin, nefret ve korku ticareti siyasi pazarda geçerli akçe.

Bu siyasi rüzgârın farkına varan milyarder işadamı Donald Trump da aşırılıkçı provokatif söylemleri ile ABD gibi dünyanın önde gelen devletlerinin birinde Cumhuriyetçi partinin başkan adayı olmayı başardı. Söylemleri ile dünyada pek çok kişinin tüylerini diken diken eden Trump’ın başkan olma ihtimali şimdiden pek çok endişeye kapı aralamış bulunuyor. Öyle ki kısa bir süre önce İsveç’e gelen ABD başkan yardımcısı Joe Biden, ‘Trump’ın söylediklerini ciddiye almayın!’ dedi.

AB’nin temel saç ayaklarından Fransa’da aşırılık rüzgârının etkisinde. Aşırı sağ Marie Le Pen’in partisinin önümüzdeki ilkbaharda yapılacak seçimde iktidara gelmesi sürpriz olmaz. Mevcut trend aynı şiddette olmasa da diğer AB ülkelerinde de kendini hissettiriyor. Modernitenin önde giden atlısı İsveç’te dahi göçmen karşıtı parti SD’ye destek  yüzde 20’lere dayanmış vaziyette. Bu arada dini aşırılığın gerçekleştirdiği barbarca eylemlerle siyasi aşırılığın ekmeğine yağ sürdüğünü de unutmadan not edelim.

Pek iç açıcı bir tablo çizmediğimin farkındayım. Ancak bu durumun geçici olduğunu düşünüyorum. Çünkü insanlık hiçbir zaman uzun süre kin, nefret, korku ve endişenin esiri olmamıştır. Başta belirttiğim gibi makul insanlar ile öfkeli çılgınların mücadelesi nasıl bir sonuç doğurabilir, onu da haftaya yazmayı düşünüyorum. İyi haftalar diliyorum.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir