Milletvekili Köse: “En umutlu olduğumuz dönemde, en umutsuz duruma düştük”

İsveç’in üç partisini temsilen (Sosyal Demokrat, Moderat, Center) yedi milletvekili ve bir bürokrat geçtiğimiz günlerde Filistin ve İsrail’de çeşitli temaslarda bulundu. Toplam sekiz gün süren gezi boyunca Filistin ve İsrailli politikacılarla görüştü; sivil toplum kuruluşlarını ziyaret etti. Düşünce kuruluşları, insan hakları örgütleri temsilcileri ile fikir alışverişinde bulundu. Bu delegasyon içerisinde Sosyal Demokrat Partili Milletvekili Serkan Köse de vardı. Aynı zamanda İsveç̧ Parlamentosu İnsan Hakları Grubu Başkanı olan Köse ile bu ziyaret izlenimlerini konuşmak üzere anlaştık. Ancak Türkiye’de yaşanan gelişmeler bunu ikinci plana bıraktı. Filistin ziyaretini bilahare bir izlenim şeklinde bizzat Serkan Bey’in kaleme alması konusunda anlaştık. Söyleşimizi, Türkiye’nin Güneydoğu’sunda yaşanan gelişmeler ile ülkede medya ve düşünce özgürlüğüne yapılan baskıya ayırdık

Türkiye’nin Güneydoğu’sunda büyük bir insanlık dramı yaşandığını söyleyen Milletvekili Köse, “insanlar barış, demokrasi, özgürlük beklerken bir kaç aydır her gün onlarca kişi hayatını kaybediyor. Ben çözüm süreci ile bir şeylerin değişebileceği ümidini taşıyordum. Bölgedeki insanların da en büyük hayali bu idi; ‘silahlar susacak, çocuklarımızı okullara göndereceğiz, onları güzel bir geleceğe hazırlayacağız, işimize bakacağız ve kendi topraklarımızda huzur içerisinde yaşayacağız’ diyorlardı. Ancak bir şeyler değişti. Birden silahlar patlamaya başladı. Küçük bir iki olay derken, şimdi gelinen noktada şehirler boşaltılıyor. Eskiden köyler boşaltılıyordu. Şimdi şehirler boşaltılıyor. Nüfusu 120 bin olan Cizre’de bugün 10 bin insan var. Diğerleri göç etmek zorunda kaldı. Yüz binlerce insan mağdur edildi ve bunun yanı sıra binlerce insanın ölümü söz konusu. Bu büyük bir acı” dedi.

ÖLDÜRMEKLE SORUNUN ÇÖZÜLEMEYECEĞİNİ TARİH BİZE GÖSTERDİ

Hem Türk Devleti hem de PKK’nın silahla, öldürmekle, insanları mekanlarından etmekle sorunun çözülemeyeceğini bildiğini kaydeden Köse, bunu defalarca denediklerini belirterek, masum bölge halkın daha fazla zarar görmemesi için acil tekrar çözüm sürecine dönülmesini istedi. Türkiye’nin en büyük sorunun Kürt sorunu olduğunu ifade eden Köse, bu sorunu çözmediğiniz sürece başka sorunları kesinlikle çözemezsiniz. Yeni bir anayasa ile bu işe başlanılabilir. Model oluşturması için İsveç Anayasası incelenebilir” dedi

ÇÖZÜM SÜRECİNDE HALK BÜYÜK BİR BEKLENTİYE SOKULDU

Çözüm sürecinde halkın büyük bir beklentiye sokulduğunu ancak hiç bir adımın atılmadığını ileri süren Köse, “tam tersi üzerinde anlaşılan maddeler ve protokoller yerine getirilmedi. Bir taraf ile protokoller hazırlandı; başka bir merkezde o imzalanan protokoller yırtıp atıldı. Böyle bir ciddiyetsizlik olmaz. Barış ciddi bir iştir; konjonktürel bakılamaz” şeklinde ifadeler kullandı.

serkan_kose4

İSVEÇ, TÜRKİYE’DE YAŞANANLARI YAKINDAN TAKİP EDİYOR

İsveç’in Türkiye’de yaşananları çok yakından takip ettiğini dile getiren Köse şunları söyledi: “Türkiye’nin hem güney doğusunda yaşananlar, hem de medya ve fikir özgürlüğüne yönelik baskı bir kaç defa İsveç meclisinde gündeme geldi. Dışişleri Bakanı’na soru olarak soruldu; Bakan gelişmeleri takip ettiğini ifade etti. Sadece Dışişleri Bakanı değil, bölgeye duyarlı vekiller de yakından takip ediyor. Diplomatik görüşmelerde de kaygılarını dile getiriyorlar. Tekrardan barış görüşmelerine geri dönülmesini ısrarla dile getiriyorlar. Çünkü Türkiye her açıdan İsveç için kilit ülke; Türkiye’yi önemsiyorlar. Müttefik görüyorlar. Türkiye’nin AB’ye girişini destekliyorlar. Dolayısıyla Türkiye’nin demokratikleşmesini istiyorlar. Avrupa sürecini destekliyor ama şunu da söylüyor: Temel hak ve hürriyetler ihlal edilemez. Basın, düşünce özgürlüğüne kilit vurulamaz. Çatışma ortamını kabul edilemez.”

GÖÇ AKINI SEBEBİYLE TÜRKİYE’YE YÖNELİK ELEŞTİRİLERDE SES TONU DÜŞTÜ

Avrupa’ya yapılan göç akını sorunu sebebiyle kilit konumda olan Türkiye’ye yönelik eleştirilerde ses tonunun düştüğünü kabul eden Köse, “ancak eleştirilerde duraksama yok. İsveç, beş yıl önce nasıl demokrasi, özgürlükler, insan hakları diyorduysa bugün de aynı şeyleri söylüyor. Yaşananlar karşısında duyduğu kaygıyı yine dile getiriyor, eksikliklerini yine söylüyor ama geçmişe göre belki ses tonunu daha düşürerek söylüyor. Çünkü bu süreçte bağırarak sorunların çözülemeyeceğine inanıyor. Eleştirilerini belli bir tonda yaparak, ilişkisini sürdürerek sorunların çözümüne yardım etmek istiyor. Aksi durumunda bağırarak tüm kapıları kapatırsanız, insanları orada sorunları ile baş başa bırakmış olursunuz” diye konuştu.

VİZELERİN KALKMASI DURUMUNDA GÜNEYDOĞU’DAN AVRUPA’YA GÖÇ AKINI OLUR

Türkiye’ye sınırların güvenlik altına alması ve mültecilerin Avrupa’ya girişlerinin önüne geçilmesi karşılığında Türk vatandaşlarına Avrupa’da serbest dolaşım hakkı verilmesi durumunda, Güneydoğu’daki çatışmalardan dolayı Avrupa’ya bu defa Türk vatandaşı göçü yaşanabileceğini dile getiren Köse, bunun Avrupa’dan çok Türkiye için büyük bir sorun olacağını söyledi.

“Yüzbinlerce insanın kendi topraklarını terk edip başka yerlere göçmesi, hem ekonomik, hem insan gücü hem de geleceği inşa etme açısından bir ülke için büyük bir kayıptır” diyen Köse, gelecek insanları Avrupa’da rahat bir ortam beklemediğinin de altını çizdi.

serkan_kose2

BEN DE 2008 YILINA KADAR AKP’YE DESTEK VERDİM

Türkiye’nin çok izlenen, takip edilen ve genelde muhalif olan medyasının polis marifetiyle gasp edilmesi, başına kayyım atanması, uydudan indirilmesi ve muhalif yazarların hapse atılmasının hiç bir demokratik değer ile bağdaşmadığına vurgu yapan Köse, “2008 yılına kadar şu anki iktidara ben de destek verdim. Demokrasi, özgürlük, insan hakları, ezilenden, fakirden, işçiden başörtülüden yana bir görüntü ortaya koydular. Bir şeylerin değişeceği ümidine kapıldım. En ümitli olduğumuz dönemde, maalesef en umutsuz duruma düştük. Bugün gelinen süreçte gazeteler, televizyonlar kapatılıyor. Medya mensupları içeri atılıyor. Binlerce sosyal medya sayfası kapatılıyor. Cumhurbaşkanına hakaretten binlerce dava var. Dünyada bunun örneği yok. Sizi her eleştirene dava açarsanız, demokrasiden söz edemezsiniz.

Voltaire, “Senin gibi düşünmüyorum ama düşünceni özgürce söylemen için canımı bile veririm” diyor. Niye, çünkü bu bir zenginliktir. Eğer bir toplumda eleştiri ve özeleştiri olmazsa o toplum ilerleyemez, gelişemez. Türkiye’nin sorunu da demokratik ortamı oluşturamamasıdır” dedi.

BUGÜN TÜRKİYE’YE BÜYÜK BİR ANTİPATİ VAR

Düşünceye kilit vurulamayacağını söyleyen Milletvekili Köse, “siz televizyonlarını kapatıp, gazetelerini ele geçirseniz de o insanlar yine düşüncelerini, fikirleri söylemek için mücadelelerine devam edecekler. Kanallarını, gazetelerini kapatırsınız yenilerini açacaklardır. Dolayısıyla sansür baskı bir çözüm olmaz. Şimdi Türkiye’nin içeresinde bulunduğu bu durum tam bir çamura batmadır, trajiktir” dedi.

Zaman Gazetesi’nin gasp edilmesinin İsveç’te büyük bir tepkiye sebep olduğunun altını çizen Köse şunları ifade etti: “Ben de yazarak tepki gösterdim. Türkiye’nin basın özgürlüğünde 148’inci sırada olduğunu içeren bir twitt attım. Afganistan ve Etiyopya’dan bile gerilerde, karne berbat. Gazete ile aynı fikirde olmayabilirim ama bu bir özgürlük meselesi. Sırf farklı düşünüyor diye bir medya kurumunun başına kayyım atayamazsınız. Eğer suç işlemişlerse, ki bu dünyanın her yerinde olur, onu da hukuki kurumlara havale edersiniz. Ama sırf düşüncesinden dolayı bir kurumu ele geçirmek, insanları tutuklamak, konuşmalarına, yazmalarına imkan vermemek temel insan haklarına, düşüne özgürlüğüne aykırıdır. Bu Türkiye’yi bir adım ileri değil, 10 adım geri götürdü. İsveçli siyasetçiler de bu konuda açıklamalar yaptılar. Dışişleri Bakanı da düşünce özgürlüğüne kilit vurulamayacağını, gazetelere kayyım atayarak devlet kontrolüne girilmesini kesinlikle kabul edilemeyeceğini ifade etti. İsveç gazeteleri iki gün bu olayı ilk sayfalarında verdi. Bütün televizyonlar ilk haber olarak geçti. Devlet Televizyonu, “Aktüel” programında Türkiye’de basın özgürlüğünü tartıştı. Bu Türkiye’nin imajına da büyük zarar verdi. İnanınki Türkiye’nin İsveç’teki beş sene öncesi resmi ile bu günküsü arasında dağlar kadar fark var. Düne kadar daha çok sempati varken, bugün büyük bir antipati var. İsveç’te bugün Türkiye denince, kendi halkına karşı çatışan, muhalif düşünceye kilit vuran, sosyal medyayı kontrol altına alan, kendisini dünyadan giderek soyutlayan, baskıcı bir ülke akla geliyor. Maalesef tablo karanlık.”

serkan_kose3

BÜTÜN YAŞANANLARA RAĞMEN BEN ÜMİDİMİ KORUYORUM

Bütün yaşananlara rağmen Türkiye’ye yönelik ümidini yitirmediğini belirten Köse, Türkiye’de genç, dinamik, aydınlık bir kitlenin olduğunu kaydederek, “bizim yapmamız gereken hala ümidini yitirmemiş hala demokrasi, insan hakları mücadelesi veren kurum kuruluşlar, organizasyonlar, kişiler genel olarak progresif dediğimiz güçlere destek olmamızdır. Türkiye’de doğru, büyük bir korku, kaygı var ama diğer taraftan, özgürlük, demokrasi mücadelesi veren büyük bir kitle de var. Ben ümidimi biraz onlara bağladım. Bu işin bu şekilde gitmeyeceğini biliyoruz. Çünkü tarihte bunun bir çok örneği var. Türkiye’nin son 40 senelik siyasal mücadele tarihine baktığınızda baskıcı, savaşta direten partilerin tabela partileri olduğunu görüyoruz. Çünkü güçle, baskı ile uzun süre halkı yönetemezsiniz” diye konuştu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir