“Mütekellim aciz kalbimdir, muhatap ise âsi nefsim.”

Bu sözü okuyunca çok beğenmiş birçok defa kendi kendime tekrar etmiştim. Çok hoş geliyordu kalbime; Belli ki; içten, mütevazi, iddiasız bir kalbin; saf, duru, katışıksız, ihlas ile söylenmiş bir beyanıydı..

Samimi bir kalpten gelen sımsıcak bir cümleydi. Güzelliğiyle insanın dikkatini çekiyor, sıcaklığıyla içini ısıtıyordu.

Kalbimin bu söze kapılarını açtığını onu aziz bir misafir gibi kucakladığını hissettim.

Bu ruha ne çok ihtiyacım var diye düşündüm.

“Mütekellim aciz kalbimdir, muhatap ise âsi nefsim.” şeklindeki veciz cümleyi tekrar tekrar okuyunca, kendimdeki eksen kaymasını daha iyi fark ettim. Konuya biraz daha dikkat edince, daha önce fark edemediğim bir gerçekle yüz yüze geldim.

Ben çoğu zaman nefis adına konuşuyor, muhatap olarak karşıdakileri alıyordum.

Oysa herkesten daha ziyade konuşulanlara benim ihtiyacım vardı.

Birisi bana sen nefsin adına konuşuyorsun kendini değil karşındakileri muhatap alıyorsun dese bu ağırıma gider bekli de kabul etmezdim.

Ama ne yazık ki gerçek buydu. Maalesef yıllar böyle geçti hala da geçmekte..

Gerçekte nefis adına konuşup, muhatap olarak karşıdakileri almanın ne bana, ne karşıdakilere, ne dünyada nede ahirette faydası var. Tam bir yanılma hali yani.

Konuşuyoruz, hep konuşuyoruz, başkalarına konuşuyoruz, ama kendimize tek sözümüz yok. ”Kendini yerden yere vurmayan insan hep başkalarının hataları ile uğraşır..” sözü ne de güzel yakışıyor buraya.

Sürekli başkaları için konuşan insanın en çok ihmal ettiği şey kendisidir aslında.

Bu halde insan kendini sorgulayamaz, haline bakamaz, kendini göremez gizlenir hep kendi kendinden. Kendinden gizlenen insan başkası olur, kendisi olamaz bir türlü..

Kendini bilemeyen de Rabbini bulamaz.

Kendini bilemediği, kendi olamadığı bir hayatı yaşamak ne de güç gelir insana.

İnsan kendini bulamadığına mı yansın, böyle bir hayatı heder ettiğine mi, hakikate ulaşamadığına? Hepsi birbirinden acı şeyler.

Şeytan nefse dayanarak insana hep karşıyı gösteriyor onu kendinden, hayat sermayesinden, Rabbinden ediyor..

Oysa insanın kemale erme gibi bir derdi varsa ilk sorgulaması gereken kendisidir. Zira ”Ben” diyene hiçbir kapı açılmıyor. Kendi olmayan bir ”Ben” ile hiçliğe yuvarlanıyor.

O halde ben kendime rağmen başkalarına değil önce kendime, sadece âsi nefsime söylemeliyim. “Konuşan aciz kalbim olmalı, ”Ben nefsimi herkesten ziyade nasihâta muhtaç görüyorum şimdi sözü nefsime diyeceğim. İstersen sen de benimle beraber dinle.” edasıyla konuşmalı..

Böyle söylenmeyen hiçbir söz karşıdaki kalp tarafından kabul edilmiyor, sahibine de yük oluyor zaten.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir