Mutluluğun formülü çok açık: Danimarka

Danimarka’da şöyle bir darb-ı mesel bulunuyor: “İlkbahar ve yazın gelişi gecikir ama asla sonbahar ve kışta gecikme olmaz.” İklim şartları sebebiyle böyle bir yerin ‘dünyanın en mutlu ülkesi’ olması herkesi şaşırtıyor haliyle. Ancak gerçek. Peki, Danimarkalılar neden mutlu? Bunun için kurulmuş bir enstitü var: Danimarka’nın Mutluluk Araştırmaları Enstitüsü. Bu enstitüde hazırlanan “Mutlu Bir Ülke” raporu, Danimarkalıların neden mutlu olduklarına dair bilimsel bir analiz ortaya koyuyor. Okurken ‘darısı bizim başımıza’ diyeceğimiz gerekçeler şöyle…

Özgürlük: İnsanların kendi hayatları hakkında karar verebilmeleri mutluluklarının da omurgası durumunda. Hiçbir Danimarkalı politik görüşü ve inancından dolayı hapse atılmıyor, hakkında soruşturma açılmıyor. Kişisel özgürlük dokunulmaz olduğu gibi mesken dokunulmazlığı da bulunuyor. Polis evlere izinsiz giremiyor, hiç kimsenin kişinin sahip olduğu mallara el koyma yetkisi bulunmuyor. İnsanlar özgürce istediği derneği kuruyor, toplantı yapıyor, protesto gösterileri düzenliyor. Kanunların çizdiği çerçevedeki özgürlükler sonuna kadar kullanılıyor. BM Mutluluk Raporu’nda şu önemli tespit yer alıyor: “Hayatının akışına kendisi karar veremeyen hiçbir insan gerçek anlamda mutlu değildir.” Bu söz, Danimarka’da uygulanıyor.

Demokrasi: Rüşvet ve suiistimalin olmadığı Danimarka politik dünyasında, halkın idarecilere güveni oldukça yüksek. Politikacılara güvende ilk sırada Hollanda, ikinci sırada Danimarka geliyor. Belediyelerin yetkisi merkezi hükümetten daha fazla olduğu için halk ülke yönetimine doğrudan katılıyor. Belediyeler, geneli ilgilendiren bir konuda karar alırken katılımcı demokrasiyi işletip mutlaka halkın görüşünü alıyor. Mesela, bir bölgede yapılacak imar planında değişiklik için halkın onayı şartı aranıyor. Halkın görüşüne rağmen karar alınmıyor. İlköğretim okullarının adı ‘Halk Okulları’ olarak tanımlanıyor ve müdürünü okul-aile birliği üyeleri seçiyor.

Güven: Danimarkalıların yüzde 75’i tanımadığı insanlara güvendiğini ifade ediyor. Dünya ortalaması 25. İnsanların tanımadığı kişilere güvenmesi, hayatı kolaylaştırıp mutluluğu arttırıyor. Danimarka’da insanlara güvenin lafta olmadığını, ABD ve Avrupa ülkelerinin tamamında yapılan bir araştırma da ortaya koydu. Sokakta ‘kasten düşürülen’ içi para dolu cüzdanla insanların güveni test edildi. Cüzdanda para ile kişinin kimlik kartı da vardı. Çeşitli şehirlerde yapılan test sonunda ortaya çıkan manzara oldukça ilginçti. Danimarka ve Norveç’te cüzdanı bulanların tamamı paraya dokunmadan sahibine teslim ederken, diğer ülkelerde bu oran yüzde 50 civarındaydı.

Sosyal Güvence: İnsanlar, refah devleti (sosyal güvence) sayesinde, hasta olduğunda tedavi, işsiz kaldığında ekonomik yardım, yaşlandığında bakım endişesi taşımıyor. ABD’de Maryland Üniversitesi’nden Prof. Carol Graham, Danimarka’nın sosyal güvence sistemini yakından inceleyen biri olarak şu tespitte bulunuyor: “ABD’de sağlık sigortası olmayan insanlar, sigortası olanlara göre çok daha az mutlular. Ciddi hasta olduğunda her şeyini kaybedecek bir insansan mutlu olman çok zor. Danimarka’da ise sosyal güvence sayesinde insanlar ‘Her şeyi kaybedeceğim’ endişesini asla taşımıyor.” Graham, iki ülke insanlarını karşılaştırdığında ortaya yine bildik sonuç çıkıyor. Ekonomik gelir düzeyi düşük Danimarkalılar, ABD’lilerden çok daha güvenli bir hayat sürüyor ve daha mutlular.

İş: İşsizlik stres, yalnızlık ve depresyona yol açıyor. Uluslararası mutluluk araştırmacılarına göre, mutluluğun en acımasız düşmanı işsizlik. Danimarkalıların büyük bölümü çalıştığı işinden ve ortamından memnun. 33 Avrupa ülkesinde çalışanlar arasında yapılan maaş, çalışma süresi, kariyer planlaması ve yapılan iş araştırmalarında Danimarka ilk sırada yer alıyor. Yönetici ve işçiler arasında karşılıklı güven, Danimarkalıların işinden memnun olmasını sağlayan etkenlerin başında. Danimarkalılar sevmedikleri işte çalışmaya kendilerini mecbur hissetmiyorlar. Kendisi için uygun olmadığı işi bırakıp daha rahat edeceği bir başka iş bulma imkanının olması mutluluğun diğer bir kaynağı olarak gösteriliyor. Aldığı eğitime uygun iş bulmada da Danimarka ilk sırada yer alırken, bu ülkeyi Hollanda, Letonya, Malta ve Norveç takip ediyor.

Sivil toplum: Araştırmacılar sosyal ilişkilerin mutlulukla direkt bağlantısını olduğunu ifade ediyor. Bu ilişki sadece aile bireyleri arasında var olan ilişkiden ibaret değil. Avrupa Sosyal Anketi verilerine göre, 2010’da ailesi, arkadaşları veya meslektaşlarıyla haftada bir gün ‘sosyal ilişki’ kuranların AB genelindeki oranı yüzde 60 olurken, bu oran Danimarka’da yüzde 78. Danimarkalılar, network kurmaya ve gönüllü çalışmalara büyük önem veriyor. “3 Danimarkalı biraraya gelirse hemen dernek kurar” sözü gerçek. Ülkede gönüllü hizmet veren yaklaşık 100 bin dernek bulunuyor. 5,5 milyonluk ülkede yılda 2 milyon kişi gönüllü işlerde çalışıyor. Başkalarına gönüllü yardım eden insanlar sosyal ilişkilerini geliştirip yaptıkları yardımdan dolayı mutlu oluyor.

İş-boş vakit dengesi: Danimarkalılar yıllık ortalama 1522 saat çalışıyor. OECD ortalaması ise 1776 saat. Danimarkalıların sadece yüzde 2’si haftada 50 saatten fazla çalışırken, OECD’de bu oran yüzde 9. Çalışanların yüzde 25’i mesai saatine kendisi karar verirken, evinden çalışanların oranı yüzde 20. İş-boş vakit dengesinin kurulmasıyla Danimarkalılar kendilerine ve ailelerine daha fazla vakit ayırıyor. Ev ile iş arasında en az süreyi Danimarkalılar kullanırken, yolda ortalama 27 dakika geçiriyorlar. Mesai saatleri ve çalışma sürelerinden dolayı kendilerine vakit ayırmada ilk sırada Danimarka, son sırada ise Türkler bulunuyor. Danimarkalılar kendisine uyku dâhil günlük 16 saat ayırırken, Türklerde bu oran 11,7 saat. [Haber-İzlenim: Efe Yiğit]

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir