Nefsin abidesini ikame etmek

İnsan ruh, beden ve nefis üçlüsünden yaratılmış bir varlıktır. Bedeni kontrol ve idare eden insanın ya nefsidir veya ruhudur.

Konunun daha iyi anlaşılması için insanın mahiyetini ikiye ayıracak olursak onun maddi ve manevi boyutu ön plana çıkar. Maddi boyutu; vücut ve cismaniyetinden, manevi boyutu ise ruha ait hayatından ibarettir.

Bedene ait cismani istek, zevk ve hazlar nefis olarak ifade edilebilir. İki boyutlu olarak yaratılan insanda ruh ve nefis birbirinin tersi olarak hüküm icra eder. Yani yaşadığı hayat tarzı nefisi beslerse ruhi hayatı, zayıflar ve baskı altına alınır. Ruhu beslerse nefsani hayatı zayıflar ve baskı altına alınır.

Bu minvalde bakıldığında Allah’ın (cc) haram kıldığı şeyler en güzel şekilde yaratılmış insanın nefsine tabi olarak sükut etmesinin önünde bir engel, ruhun yücelmesine bir sebeptir.

Yani insanın yapıp ettiği şeyler ya ruha yada nefse hizmet eder. Bunun başka bir ihtimali yoktur. İnsan ruhu galip geldiği zaman Allah’a (cc) yaklaşır. Nefis galip gelirse Allahtan uzaklaşır.

Bazen insan ruhi hayatı sayesinde meleklerden de üstün olabileceği gibi, nefsani hayatı sayesinde hayvanlardan da aşağı düşebilir.

Nefis isteklerini yerine getirmekle doymaz, aksine daha da ister. İnsanı isteklerine bağımlı yaparak esaret altına alır. Ruh hayatını felç eder.

İnsanın en büyük yanılgılarından bir tanesi de nefis tarafından tam bir esaret altına alınmasına rağmen kendini mutlak özgür zannetmesidir. Oysa asıl özgürlük nefsin her istediğini yaparak zevk ve lezzetlere bağımlı olmak değil, ruha zillet yaşatacak her türlü bağımlılıktan kurtulmaktır. Bu da ancak bir Allah’a kul olup bütün esaretlerden kurtulmakla olur.

Cismaniyetin dar mahpesinde yaşayan insanlar Çakırkeyf bir hayat yaşasalar da ruhları iki büklümdür. Gerçek huzuru asla elde edemezler.

Nefis cismaniyete ait hazlarla beslenebildiği gibi; görünmek, bilinmek, takdir edilmek gibi davranışlarla da beslenir. Bazen direk bazen gizlice bazen dolaylı olarak beslenir. Beslene beslene büyür kuvvetlenir, akıl ve iradenin yenemeyeceği bir abide haline gelir.

Bilemeden nefse hizmet etmemek, ruhu ihmal etmemek için nefisi iyi tanımak, onun beslenme kaynaklarını bilmek ve dikkatli olmak gerekir.

Unutmamalı ki insan nefsi adına yapıp ettiği her şeyle nefsinin abidesini, Ruhu adına yapıp ettiği şeylerle de ruhun abidesini diker ve böylece dünyadan ayrılır.

Dünyaya insan olmaya, kul olmaya gelen insan bir nefis abidesi olarak dünyadan göçerek yüce yaratıcının huzuruna gider. Gider de orada o nam ile hürmet görür.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir