Resimlerin anlattığı

HABER-YORUM | HASAN CÜCÜK

Almanya’da pazar günü yapılan genel seçimlerin hafızalarda kalan karelerinden biri de Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ve eşinin oy kullanmak için sırada beklemesiydi. Vatandaşlık görevini yerine getirmek için oy pusulasını eline alan Steinmeier’in çevresinde ne korumalar ne de ‘Buyurun siz öne geçin’ diyen vatandaşlar vardı. Bizim için bu fotoğrafın çok sıra dışı olduğu muhakkak. Ancak Avrupa için sıradan bir görüntü. Alkışı hak eden Cumhurbaşkanı Steinmeier değil, Alman halkı.

UNUTMAMALI: DEVLET BÜYÜKLERİ DE ASLINDA VATANDAŞ

Bizim topraklarda kanun ve kurallar vatandaş içindir. Devleti idare edenleri pek bağlamaz. Vatan millet aşkı için gece gündüz demeden koşturan devletlûların elbette bazı ayrıcalıkları olacaktır. ‘Halkın hizmetkarı’ olarak gelip, makama oturunca ‘dün dündür’ sarmalına girerler. Beğenmediğimiz Batı’da ise durum oldukça farklıdır. Vatandaşlık görevi ile devlet işleri birbirine karıştırılmıyor. Burada bilinçli hareket eden vatandaş oluyor. Çoğu zaman kendini yönetenlere sınırlarını hatırlatıyor. Bunu sadece seçimlerde yapmıyor.

KAR KÜREYEN KADIN BAŞBAKAN

Ocak 2014’te ajanslara bir fotoğraf karesi düşmüştü. Sabahın erken saatlerinde bir kadın evinin önünde karları kürüyordu. Bu Danimarka’nın ilk kadın başbakanı olan Helle Thorning Schmidt’ten başkası değildi. Danimarka kuralları açıktır: Şahsi ev sahipleri evinin önündeki karı temizlemekle yükümlüdür. Temizlemezse ve bir vatandaş kayıp düşerse ortaya çıkan zarar ev sahibinden tazmin edilir. Kanun açık olduğu için Başbakan Helle Thorning, vatandaşlık görevini yerine getiriyordu. Bu fotoğraf Danimarka’dan ziyade bu tür manzaralara hasret olan ülkelerde gündem oldu. Bu ülkeler için bırakın başbakanı sıradan bir ilçenin belediye başkanı bile evinin önündeki karları temizlemezdi. Zira yaşadıkları topraklar vatandaşlık kuralları seçilmişler için değil, seçenler için geçerli olduğu yerlerdi.

Fotoğraftaki diğer ayrıntı ise karşı kaldırımda bekleyen polis memuruydu. Başbakan elinde kürekle karları kürerken, polis istifini bozmadan bekliyordu. Çünkü onun vazifesi başbakanı korumaktı, evin önündeki karları kürümek değildi. Türkiye veya dengi ülkelerde böyle bir şey nasıl olur? Elbette imkânsız ötesi bir durum. Zaten başbakan evinin önündeki karı küremez ama velev ki yaptı, yardım etmeyen polis memuru haritada yer beğenirdi!

PRENSES BİSİKLETE BİNERKEN ÇOCUKLARINA KASK TAKMALI!

Prenses Mary’nin, ikizleri Vincent ve Josephine’i okuldan önünde sepeti olan bisikletle alması gündem olmuştu. Fotoğraf kısa zamanda tüm dünyada ilgi gördü. Prensesin verdiği fotoğraf çokları için sıra dışıydı. Çoğunluk takdir ifadeleriyle bakmıştır. Ancak Danimarka’da durum hiç de öyle karşılanmadı. Ortada sorumluluk taşımayan bir anne vardı. Öncelikle hem kendisinin hem de ikizlerin kask takması gerekiyordu. Kendi takmayarak kuralları ihlal ediyordu ama ikizlerine kask takmayarak kuralları ihlal etmekle kalmıyor, onların hayatlarını tehlikeye atıyordu. Prensens de olsa böyle bir davranışta bulunmaya hakkı yoktu.

Avrupa’dan benzer fotoğraflar oldukça fazla. Yine hatırlarsanız dönemin İngiltere başbakanı David Cameron, metroda yolculuk ederken yanındakiler umursamaz bir şekilde oturuyor. David Cameron da açmış gazetesini kimsenin rahatsız etmediği bir ortamda huzur içinde yolculuğunu yapıyor.

MESELE HALKIN OLGUN BİR TAVIR TAKINMASI

Bu insanları bu davranışlara iten halkın olgunluğu. İster Danimarka’da ister Almanya’da ister İngiltere’de vatandaşlar farklı davransa bu fotoğrafları görmek mümkün olmayacaktır. Örneğin Danimarka başbakanı karları kürürken polis memuru koşup, elinden küreği alsa bir daha muhtemelen karları kürümek için dışarı çıkmayacaktır. Belki ilk seferde küreği vermez itiraz eder ama birkaç defa tekrar ederse tıpkı bizim ülkenin yetkileri gibi yapması gereken vatandaşlık görevini başkalarına havale eder. Prenses Mary’ye halk tepki göstermese muhtemel kask takmadan ikizlerini okula götürmeye devam ederdi. Keza, Cameron’a metroda halk saygı gösterip yer verse, muhtemelen birkaç davranış sonunda bizimkilere benzeyecektir. Halk kendini yönetenlere sınırlarını hatırlatırken, kimse bunu saygısızlık olarak görmüyor.

Biz mi? Gelişmişliği sadece betonda gören topluluklar olarak bu tür ‘demode’ davranışlara vaktimiz yok. Devletin âlî menfaatleri ve işleri için kanunlara takılmak vakit israfıdır. Çünkü, kaybedilecek dakikası olmayan makamlarda oturuyorlar. Kısaca değişmeyen kural, nasılsak öyle idare edilmeye devam ediyoruz. tr724

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir