Sığınmacı akınının gözden kaçırdıkları…

Yeni bir yıla daha merhaba dedik. Bu sabahtan itibaren sığınmacı akınına karşı İsveç, sınır kapılarında aldığı önlemleri sıkılaştıracak. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) , İsveç’in bu tavrını endişe ile takip ettiklerini açıklayarak bu kararla iltica hakkının kısıtlandığı eleştirisinde bulundu.

Ancak İsveç’in bu noktadan sonra bu eleştirilere aldıracak mecali kalmadı sanırım. Dolayısıyla öncelik bir an önce, önüne geçilemez hale gelen sığınmacı akınının önüne geçilmesi. Umarım bu hedefe ulaşılması için daha radikal kararlar alınmak zorunda kalınmaz.

Bu arada hep sığınmacı akını nasıl durdurulur diye konuşurken, hararetli bir şekilde çözüm önerileri tartışırken bir önemli konu gözden kaçırılıyor mu acaba diye düşünmeden edemiyorum. Daha ülkeye gelmemiş sığınmacılardan korkup da önlemler alınırken sadece bu yıl gelen 160 bin sığınmacının da aralarında olduğu halihazırda ülkede bulunan yüz binlerce sığınmacı için ne düşünülüyor acaba?

Zannımca bu konuyla ilgili kurumlar bu mesele hakkında projeler geliştiriyorlar, nasıl bir politika izlenmesi gerektiği hakkında beyin jimnastiği yapıyorlardır. Ancak medyaya yeterince yansımadığı, gündemde ilk sıralara gelemediği için pek bilgi sahibi olamıyoruz sanırım…

Çünkü ülkeye yüz binlerce sığınmacı kabul edip, 3. dünya ülkeleri gibi, ‘saldım çayıra Mevla kayıra’ şeklinde bir tavır İsveç’te olamaz, yakışmaz da. Bu nedenle kamuoyu, yeni sığınmacıların gelmesinin nasıl engelleneceği yanında ülkeye zaten gelmiş sığınmacıların ülkeye entegre edilmesi adına nasıl bir yol haritası takip ediliyor veya edilecek bilse ve bu konu etraflıca tartışılsa daha faydalı olur diye düşünüyorum.

Çünkü, ülke genelinde istihdam artarken göçmen ve sığınmacılar arasında işsizliğin arttığı belirtiliyor. Bu sosyal gruptan her 5 kişiden birinin işsiz olduğu ve bu oranın daha da artmasının beklendiği uzmanlarca dile getiriliyor. Uluslar arası Para Fonu (IMF) daha geçtiğimiz sonbahar göçmenler ve yerliler arasında bu istihdam farkından dolayı İsveç’i eleştirmişti. Göçmenler ve sığınmacılar ülkede adeta mecrasını bulup rahatça akan nehirde ters yöne giden, gitmeye çalışan bir akıntı gibi…

Bütün bunlar göçmen ve sığınmacı politikasında işlemeyen bir nokta olduğunu, sistemin çarklarının bir noktada dönmediğini gösteriyor. Doğrusunu söylemek gerekirse hep sığınmacı akını konuşulacağına biraz da bu problemlere eğilinilse daha isabetli olur şeklinde bir düşüncem var. İyi haftalar diliyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir