Sokak iftarları neden İsveç’te de olmasın

Ramazan ayı tüm dünyada olduğu gibi İsveç’te de bütün güzelliği ve bereketiyle yaşanıyor. Ancak bu bereketten çok az sayıda İsveçli dostumuz istifade edebiliyor.

Ramazanın ilk günlerinde Stockholm’de faaliyet gösteren Tulpan İş ve Kadın Derneği’nin Sensus çatısı altında örgütlenen dernek başkanlarına verdiği iftar yemeği haberini okuyunca çok sevinmiştim. Keşke her sivil toplum kuruluşu bir şekilde ilişki içerisinde olduğu yerli dostları ile bu vesile ile bir araya gelebilseydi.

Ramazan, Müslümanlar için yemek ve içmekten uzak durmanın ötesinde anlamlar da ifade ediyor.

Paylaşmak gibi…

Diyaloğun ilk anahtarı da birlikte bir şeyleri paylaşmak değil midir??.

Madem öyle, iftar sofraları güzel bir vesile…

Bu sofralar etrafında bir araya gelmeler her şeyden önce iki toplumun birbirilerini tanımaları, birlik ve beraberliği yönünde büyük imkanlar oluşturuyor. Önyargıların bertaraf edilmesi fırsatını veriyor, diyaloğun gelişmesine ve güçlenmesine imkan tanıyor. Günümüzün en büyük sorunu İslamofobi’ye en büyük darbeyi vuruyor. Güveni derinleştiriyor. Bu da saygı ve huzur içerisinde bir arada yaşama arzusunu güçlendiriyor.

Sonradan bu topraklara göç eden bizlerin en büyük isteği de bu değil mi???

Başını Almanya’nın çektiği Orta Avrupa ülkelerinde son Ramazanlarda çok güzel bir akım var.

Sokak iftarları…

Bu iftarlar toplumsal bir olguya dönüşmüş durumda. Daha önceleri sadece Müslümanlar tarafından verilirken, şimdilerde Almanlar, Hollandalılar, Fransızlar tarafından da düzenliyor. Bunlar arasında bankalar, firmalar, sivil toplum kuruluşları ve partiler ilk sıralarda…

İsveç’te de son 10 yıldan beri başını Yeşillerin çektiği bazı siyasi partiler iftar programları düzenliyorlardı. Siyasiler ayrıca Müslüman Sivil Toplum Kuruluşlarının programlarına katılıyorlardı.

Ancak geçtiğimiz aylarda İsveç Türk İşçi Dernekleri Federasyonu Başkan yardımcısı Barbaros Leylani’nin Ermenilere yönelik skandal sözleri üzerine yaşanan gelişmelerle birlikte bu iftarlar bildiğim kadarıyla bu yıl yapılmadı.

Politikacılar da geçmişte olduğu gibi bu iftarlara rahat katılamıyor çünkü katılanlar “İslamcı ve ırkçı örgütlerle” ilişki içerisinde olmakla suçlanmaktan çekiniyor.

Şehircilik ve Konut Bakanı Mehmet Kaplan, Leylani ve bazı Türk STK’ları yetkilileri ile iftar programlarında aynı ortamda fotoğrafı bulunduğu için bu nedenle istifaya zorlanmıştı.

Müslümanlara özellikle bu yıl daha çok iş düşüyor.

Yukarıda zikredilen sıfatları hak etmediklerini göstermeleri gerekiyor.

Sokak iftarları da bunun için güzel bir vesile olabilir.

Organizasyonu çok basit aslında…

Bunun için öncelikle belediye ile anlaşarak çok işlek olmayan veya yol alternatifi olan bir sokağı 4-5 saatliğine trafiğe kapatmak gerekiyor.

Sokak süsleniyor, masalar sandalyeler yerleştiriliyor. İftarı camilerde olduğu gibi, bir veya bir kaç yardımsever finanse ediyor. İyi bir sunum, Ramazan’ı anlatan İsveççe güzel bir video gösterimi, iftarı tadından yenmez hale getirebilir.

Bu iftarla sokak şenleniyor. Çocuklar rahatça koşturup eğlenebiliyor. İsveçli komşulara önceden haber verilmesi durumunda katılımları daha yoğun olabilir. Almanya’daki sokak iftarlarında Alman sayısı bazen yarı yarıya kadar bile çıkabiliyor. En üst düzeyde katılımlara da sahne oluyor.

Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck, geçtiğimiz hafta Berlin’in Moabit semtindeki bir sokak iftarına katıldı. Yaklaşık 500 kişinin yer aldığı iftara cumhurbaşkanı olarak değil, bir komşu olarak katıldığını belirten Gauck, şu güzel ifadeleri kullanmış:

“Birlikte yapılan iftarın sembolik bir gücü var. Komşuluk ilişkileri çerçevesinde bu türden bir merak, empati ve karşılıklı güven geliştirmek bütün ülke için dilediğimiz bir şey. Farklı insanların barışçıl şekilde bir arada yaşamasını arzuluyoruz.”

Önümüzde daha 15 gün var. Sokak iftarları İsveç’te de en üst düzeyde hizmet sunabilir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir