Suriyeli göçmenler gurbetçi Türkleri çok sevdi

Zor ve tehlikeli geçen yolculukların ardından Avrupa’ya gidebilen Suriyeli mültecileri şimdi yeni bir mücadele bekliyor: “Kısa bir sürede bulundukları ülkelerin dilini ve kültürünü öğrenip toplumaentegre olabilmek.” Bu zorlu yolda kendilerine destek olabilecek bir grup var ki onlar ‘gurbet deneyimini’ yıllar önce yaşayan diğer göçmenler. Mesela Türkler… İşte içinizi ısıtacak bir göçmen dayanışması hikayesi…

Almanya’da bir dil kursu… Bundan çok değil 20 sene önce bu ülkede dil kursu denince akla gelen ilk grup Türkler… Fakat sıralarda bu kez Türkler değil başkaları oturuyor. Çoğu Suriyeli, binlerce mülteci yeni hayatlarına alışmanın ilk adımı olarak temel de olsa Almanca öğrenmenin derdinde. Dedik ya onların yeni çıktıkları bu yoldan Türklerin yolu geçeli çok olmuş. Hatta Almanca öğrenen değil öğreten konumuna geçmişler. Ne de olsa 50 yıldan fazla bir süredir bu ülkedeler. Dolayısıyla göçmen olmanın nasıl bir şey olduğunu çok iyi biliyorlar ve karşılarındaki bu insanlarla empati kurmaya daha yakınlar. En azından bazıları. Onlardan biri Betül Özdemir. Bir çocuk annesi Özdemir, 30 yaşında hayat dolu genç bir kadın. Aslında pedagog olan ve uzun bir süre gazetecilik yapan Özdemir’in son dört ayı ise hiç unutmayacağı bir deneyim yaşatmış ona. Gönüllü bir kuruluşta mültecilere Almanca dersi veren Özdemir, kendisi de göçmen asıllı biri olarak bir başka göçmen topluluğuna destek olmanın hazzını yaşamış bir bakıma. Özdemir bu dört ayda o kadar ilginç şeyler yaşamış ki her biri Almanya’nın köklü göç kültürüne katkı sağlayacak sağlam birer analiz aynı zamanda. Biz de ‘göçmenlerin gözünden göçmenler’ tadında Özdemir’in anılarından kesitler sunalım istedik.

‘Türkçeyi Almanya’da öğrendim’ diyen Suriyeli…

Özdemir’in ders verdiği kuruluş Pforzheim şehrinde bulunan Pangea Bildungszentrum. Devlet destekli verilen kurs 4 ay sürmüş. 6 yaşından 60 yaşına kadar 110 katılımcı varmış toplamda. Suriyeliler yoğunlukta olmakla birlikte Iraklı öğrenciler de eğitim görmüş. Mültecilerin büyük kısmının yolunun Türkiye’den geçmesi ilginç diyalogları da beraberinde getirdiğini öyleyen Özdemir birini şöyle anlatıyor: “Sınıfta Suriyeli 40 yaşında bir kadın var. Okuma yazma bilmiyor. Herkese tek tek Almanca bir soru sordum. Sıra ona geldi. Bir süre gözümün içine baktı, kaldı ve ‘Türkçe konuş ya anlamıyorum’ dedi. Türkçe bilenler kahkahalarla güldü” Daha neler var neler… ‘Almanya’daki işlerimi Türkçe sayesinde hallediyorum’ diyen başka bir kadın, ‘Abla ben Türkiye’de bu kadar Türkçe konuşmuyordum.’ diyen çocuklar, iki yıl Türkiye’de yaşadıktan sonra ‘Ben Türkçeyi Almanya’da öğrendim’ diyen bir adam…

Anne babalarımız da benzer sıkıntılar çekti

Geliş sebepleri farklı da olsa Türkler ve Suriyeliler göçmenlik ortak paydasında buluşuyorlar. Peki bu durum Özdemir için ne anlam ifade ediyor? Kısa sürede bu kadar yakınlık kurmalarının sebeplerinden biri de bu olabilir mi? Genç kadın tereddütsüz cevap veriyor: “Anne ve babalarımızın, dedelerimizin, ninelerimizin dünden bugüne ne sıkıntılar yaşadığını bildiğimiz için onlara Almanca öğretirken Almanya’daki hayatı da öğretmeye çalıştık.”

Özdemir’e göre Almanya da göç geçmişinden dolayı bugün bu konuya daha antrenmanlı. Almanya´daki insanların mültecilere karşı çok hoşgörülü davranmaya çalıştığını düşünen Özdemir ekliyor: “En azından Türklere zamanında davranıldığı kadar acımasız davranılmıyor. Almanca bilmiyorlarsa tercümanla gelmelerini söyleyip gönderiyorlar. Ama şartlar hep böyle mi kalacak bilmiyoruz” Din ve kültür faktöründen dolayı Suriyeliler ile Almanya’daki Türk toplumunun aslında birbirine çok benzediğini söyleyen Özdemir, “Örneğin derse geç gelmeleri beni şaşırtmıyordu. Aynı şekilde doktora, resmi kurumlara da gecikebiliyorlar. Yeme içme hassasiyetleri, giyim tarzları, gelecek korkuları, kursa sadece mecburiyetten gelen ve ödevlerini yapmayan teyzeler bize yabancı değil.”

Tenefüslerde doktor randevularını alıyordum

Özdemir hiç unutmayacağı bu dört ay süresince sadece dil öğretmekle kalmadığını anlatırken “Almanya’daki hayatı da öğreniyorlardı” cümlesini kuruyor ve örnek veriyor: “Bir gün Lidl, Aldi gibi marketlerin reklamlarını derse getirip indirimleri nasıl takip edeceklerini anlattım. Aylardır Almanya’da yaşamalarına rağmen reklamları tanımıyorlardı. Halbuki Türk teyzeler o reklamlara bakmadan gitmez Lidl’e, Aldi’ye” Öğrencilerin sabah geldiklerinde kendisine ilk önce ilaç reçetelerini, resmi mektupları okuttuklarını anlatan Özdemir, “Tenefüslerde ise ev veya doktor randevuları için telefon açmamı istiyorlardı” diyor.

Bu arada Özdemir, hala öğrencileriyle irtibat halinde. Bir sonraki kursa kadar çevrelerinde Almanca konuşacakları kimse olmayacağı düşüncesiyle Whatsapp´da grup bile kurmuş. Ders verdiği kuruluş ‘kardeş aile’ projesi başlatmış. Amaç her bir ailenin ihtiyaçlarına bir Türk ailenin koşması. Hemen hemen her akşam birinin evinde misafir olunduğunu anlatan Özdemir, kendisi de evinde 6 aile ağırlamış. Kampta yemekhanede yedikleri yemekler damak tadına uzak olduğu için bu davetlerde karşılaştıkları misafirperverlik özellikle çok hoşlarına gitmiş.

gorsel

Türkler sayesinde gurbette olduğumuzu unuttuk

Fatema Hasso (16)
Almanya’da Türklerle karşılaşacağımızı hiç düşünmüyorduk. İlk geldiğimiz gün Türk bir restoranı görünce ‘Tamam burada Türkler var’ deyip çok sevindik. Dil bilmeyenler çok sıkılıyordu Almanya’da ama biz hiç sıkılmadık. Türkçe sayesinde herkesle konuşabiliyorduk. Hatta Türkiye’de bu kadar iyi konuşamıyorduk. Burada Türkçemiz gelişti.

Kamla Hasso (15)
Almanya’ya ilk geldiğimizde çok zorlandık. Dini, dili farklı bir ülkeye gelmiştik. Türkler burada olmasaydı çok zorlanırdık. Bizim yaşadığımız sıkıntıları yaşadıkları için yol gösterdiler. Yiyecek içeceğimize kadar herşeyi anlattılar. Türk öğretmenler olmasaydı Almancayı öğrenmemiz zor olacaktı.

Nariman Alhawila (27)
Türklerle kültürümüz çok yakın. O yüzden bizi çok iyi anlıyorlar. Onlar da bizim gibi sonradan geldiler Almanya’ya, bizim çektiğimiz sıkıntıları çektiler. Dil öğrenmemiz için çok yardımcı oldular. Öğretmenlerimizin hepsi çok yoruldu, çok sabretti.

Rawan Alhawila (20)
Bize Türklerin Almanca öğreteceğini duyunca çok sevindim. Bence Alman öğretmenlerden hiçbir farkları yok. Özdemir bizimle sürekli Almanca konuşuyor, Almanca konuşmamızı istiyordu. Almanya’da Türklerle karşılaşmak çok iyi oldu. Kültürümüz aynı, bizimle de aynı sıkıntıları yaşadıkları için bizi çok iyi anlıyorlar. Almanca öğrendikten sonra Türkçe de öğrenmek istiyorum

Norshan Alhawila(23)
Türklerin Almanya’da olması biz Suriyeliler için çok önemli. Kültürümüz birbirine yakın olduğu için bizi en iyi onlar anlıyor.

Iman Kashash (37)
Türk milleti sayesinde Almanya’da çok rahat ettik. Bize her konuda çok yardım ediyorlar. Onlar sayesinde gurbette olduğumuzu unuttuk. Betül Öğretmen’de öyle bir yürek var ki herkese yeter. Bizim başarılı olmamız için çok emek verdi. Kursun bitmesi bizim için büyük bir hasret.

Amani Almrahil (19)
Buraya gelmeden önce Almanya’da Nazilerin olduğu ve yabancıların sevilmediği söyleniyordu. Sokaklarda örtülü kadınları görmek içimi rahatlattı.

Asıl mesleği pedagogluk olan ve uzun bir süre gazetecilik yapan Betül Özdemir gönüllü bir kuruluşta mültecilere Almanca dersi veriyor. Öğrencileri Özdemir’i çok seviyor. Nihan Sarıoğlu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir