Terörü lanetlemek yetmez

2015 yılı sona erdi. Bu yıl Ankara katliamı gibi birçok üzücü olay oldu ama ben Avrupa’da meydana geldiği için en son 13 Kasım 2015 tarihinde yapılan Paris saldırıları ilgili bir şeyler yazmak istiyorum..

Paris saldırısında ise 132 masum insan hayatını kaybetti. En son Paris saldırısı neticesinde Fransa’da olağanüstü hal ilan edildi ve Fransa sınırları İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk defa kapatıldı. Bu saldırılar sadece Türkiye ve Fransa’yı değil bütün Avrupa toplumunu ve dünyayı derinden etkiledi. Bu saldırılar en çok da İslam ve Müslümanlar ile ilgili korku saldı insanlara.

Kirlenen sadece teröristlerin kanlı eli olmadı, aynı zamanda İslam’ın ve Müslümanların imajı da büyük yara aldı. Bunca yıldır Avrupa’da yaşıyorum böyle bir kirliliği daha önce hiç görmemiştim.

Paris saldırısının arkasından Avrupa’da ve Amerika’da Müslümanlara karşı yapılan nefret suçlarında artış görüldü. Neyse ki, Avrupa ve Amerika’nın sağduyulu liderleri terörist saldırılar ile İslam’ı birbirinden ayrı tutarak Müslümanlara karşı nefret suçlarının daha ileri boyutlara gelmesinin önünü kestiler.

Bu saldırılar bir son mu? Hiç sanmam..

Peki o halde bizim ne yapmamız gerek? Öncelikle bütün sivil toplum kuruluşları teröre karşı ciddi bir tepki ortaya koymalı. Bu saldırıları bir uyarı olarak görerek daha önce ihmal ettiği toplumsal zemini sağlamlaştırmaya gayret etmelidir.

Bu bağlamda Fethullah Gülen, dünyaca ünlü Fransız Le Monde gazetesine yazdığı makalede, aşırılık ve terörle mücadele konusunda uluslararası camiaya ve Müslümanlara önemli mesajlar verdi.

Le Monde da tanıtım yazısında Gülen’i okurlarına “bilime önem veren, demokrasiyi destekleyen ve dinler arası diyaloğu savunan” düşünür sıfatlarıyla takdim etti.

İslam adına işlenen terör eylemlerinin Müslümanları yabancılaştırdığı ve İslam aleyhine yanlış algıları derinleştirdiği uyarısında bulunan Gülen, terörün dini olmadığını dile getirdi.

Daha sonra “IŞİD ve benzeri terörist grupların sergilediği vahşet karşısında teessürümü kelimelerle ifade etmekte zorlanıyorum. Bu grupların terör eylemlerini icra ederken kendi sapık ideolojilerini din kisvesine bürümeleri bir buçuk milyar Müslüman’la birlikte beni de dağidar ediyor.” diyerek sözlerini sürdürdü:

“Müslümanlar olarak vazifemiz, bir yandan insanlığın bu terörizm belasından kurtarılması için herkesle omuz omuza çalışmak, öte yandan dinimizin dırahşan çehresine atılan bu zifti temizlemeye çalışmaktır. Paris’te vuku bulan bu son trajedi bize bir kere daha hatırlattı ki, dinle ilgiliymiş gibi gösterilen bu hunhar saldırıları gerek din âlimlerimiz gerekse sade Müslümanlar kayıtsız şartsız reddetmeli ve lanetlemelidir. Ancak geldiğimiz bu noktada artık reddetmek ve lanetlemek yeterli değildir. Müslüman toplumlarda teröristlerin gençleri devşirme çalışmalarına karşı içinde devlet kurumları, dini liderler ve sivil toplum kuruluşlarının olduğu bir ittifakla akıllı bir şekilde mücadele edilmelidir.”

Özetle: “Her kurban önce bir insan”, “Terör insanlığın ortak derdidir”, “terörün dini yoktur.”, “Bu durum medeniyetlerin değil, insanlıkla barbarlığın çatışmasıdır.” gibi net ifadelerle teröre karşı çıktı.

İslam’ın ve Müslümanların yüzlerine zivtlerin çalındığı bu günlerde, Müslümanlar ne diyor acaba diyerek bizlerden gelecek seslere dikkat kesilen bütün dünyaya Fransa’nın en saygın gazetelerinden birisi aracılığıyla bu derecede net, tutarlı ve ilkeli bir şekilde cevap vermek çok önemliydi..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir