Yeni sosyal araçlar ve sosyal kapital

İnternetin yaygınlaşması ile yeni sosyal araçlar hayatımızda etkili olmaya başladı. Peki, bu sosyal araçlar insanlar arası ilişkilerin niteliği ve niceliği ile tanımlanan bir kapital olan sosyal kapitali nasıl etkiliyor?

Eğer bir birey olarak doğru kişileri tanıyorsanız sosyal kapital denen kaynağınız zengin demektir. Diğer taraftan bu ilişkilerinizi ne kadar güçlü ve etkin kullanılıyorsanız sosyal kapital kaynağınız da o oranda artıyor demektir.

Sosyal kapital toplumlara uyarlandığı zaman ise aile, arkadaşlık, mahalle vs. bağların kuvvetli olduğu toplumlarda sosyal kapital daha fazla denebilir. Bireyselliğin ön plana çıktığı gelişmiş ülkelerde genellikle sosyal kapitalin az olduğu iddia edilebilir.

Örneğin Harvard Üniversitesi sosyologlarından Robert Putnam, 2000 yılında sosyal kapital ile ilgili yaptığı iki tespit ile dikkati çekmiştir. Putnam, ilk olarak ABD gibi bir süper devletin başarısının altında yatan temel etkenin sosyal kapital üretme yeteneği olduğunu ileri sürmüştür. Burada kastedilen sosyal kapital şu demek: örneğin hastalandığınızda komşunuzun çocuğunun size eczaneden ilaç alması, markette bozuk paranız çıkışmadığında kasiyerin sizin ‘yarın öderim’ sözünüze güvenmesi, yaşlı ve yalnız bir kişinin sadece belediye yetkilileri tarafından değil akraba ve komşuları tarafından aranıp sorulması vs…

Putnam’ın ‘ABD’de sosyal kapital azalıyor’ şeklindeki ikinci tespiti ise ciddi bir tepki çekmiştir. Çünkü Putnam, ABD’nin kendisini süper devlet yapan etkenlerden sosyal kapitali yitirmekte olduğuna dikkat çekmiştir. Ama sosyal kapital neden azalmaktaydı? Bunun bir nedeni insanları bir araya getirmenin zorlaşması olarak görüldü. Bu da televizyonun yaygınlaşması, evde anne ve babanın da çalışması, banliyöleşme vs. sebeblerin sonucuydu.

Peki başlıkta yazıldığı üzere yeni sosyal araçların, sosyal kapital ile nasıl bir ilgi var! Sosyal kapitali üreten hammadde insanların bir araya gelerek iletişime geçmesi. Yeni sosyal araçlar işte bu noktada devreye girdi ve ‘meetup’ gibi sosyal platformlarda birbirini bulan insanlar daha sonra gerçek hayatta bir araya gelmeye başladılar. Mesela benzer hobilere, inançlara, problemlere vs. sahip insanlar sanal ortamda kolayca birbirlerinden haberdar oluyor ve gerçek hayatta buluşarak birbirleriyle iletişimde bulunuyorlar.

Ama sosyal araçlar yoluyla bir araya gelme özgürlüğümüzün artması bazı sosyal kayıplar anlamına da geliyor. Sosyal araçların sağladığı bu imkanlar nedeniyle örneğin medya ve müzik sektörünün ticari yönü ciddi darbe almış durumda. İkinci olarak belki de daha önemlisi bu özgürlük sayesinde her tip insan bir birbirini bulup iletişime geçebiliyor. Yani her ne kadar toplumda iyiler bu özgürlükten yararlanıyorsa toplumun değerlerine veya huzuruna ters kabul edilen insanlarda rahatça bir araya geliyor. Örneğin bu sayede kriminal çeteler, hırsızlar daha sofistike, daha arsız çalışmaya başlayabiliyor. Dolayısıyla bu durum tam bir bıçak sırtı durumu. Buna nasıl çözüm üretilir, veya üretildi bir daha ki yazının konusu…

İyi haftalar diliyorum..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir