Yıldız olarak gittikleri takımda unutuldular

Taş yerinde ağır olur demiş atalarımız. Uzun yıllar aynı takımda oynayan oyuncular, genelde başka kulüplere yelken açtığında eski görüntüsünden uzak bir performans ortaya koyuyor. Bu sezon bunun örneğini Gökhan Gönül’de görüyoruz. 2007-16 arasında Fenerbahçe formasını giyen Gökhan Gönül sezon başı geldiği Beşiktaş’ta Fenerbahçe günlerinden çok uzak bir görüntü sergiledi. Gönül için başarısız oldu demek için çok erken, ancak geçmişte başarılı olduğu kulübü bırakıp gidince başarısız olan nice yıldızlar var. İşte onlardan bazıları.

THİERRY HENRY: Juventus’ta yedek kulübesine mahkum olduğu bir sırada 1999’da 15 milyon Euro karşılığında Henry’yi Arsenal’e kazandıran Wenger, yanlış mevkide oynatılan vatandaşını forvet hattına çekerek Premier Lig’e damga vuran bir golcü yetiştirdi. Arsenal’de 8 yıl top koşturan Henry, kalecilerin korkulu rüyası oldu. Premier Lig’de 4 kez gol krallığı sevinci yaşayan Henry, 2007’de 24 milyon Euro karşılığında Barcelona’ya transfer oldu. Barça forması altında sıradan bir oyuncu kimliğine bürünen Henry, ilk yılında 12, ikinci yılında 19 gol attı. Barça’daki son sezonunda ise yedek kulübesinin müdavimi oldu. Barcelona’dan sıradan bir oyuncuya dönüşerek 2010’da sessiz sedasız ABD’nin New York Red Bulls takımına transfer oldu. 32 yaşındaki Henry, New York’taki ilk günlerinde, bir gün malzemeci olarak da olsa eski takımı Arsenal’e dönmeyi istediğini söyledi. 2012’de 2 aylığına Arsenal’e kiralık olarak gelerek, sevdiği takımın formasını 4 maçta giyip, 1 gol attı.

ANDRİY SHEVCHENKO: Milan’ın o dönemki patronu Silvio Berlusconi’nin “Takım çift forvet oynayacak, biri Shevchenko olacak” dediği rivayet edilir. Ukraynalı yıldız, Serie A’da fırtına gibi esti yıllarca. Sadece gol atmıyordu. Tekniği golcülüğünden geri değildi. 1999-2006 yılları arasında formasını giydiği Milan’da tatmadığı başarı kalmadı. Lig, kupa ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, Avrupa’da yılın futbolcusu, gol krallıkları… 2006’da efsane olduğu Milan’ı bırakıp 46 milyon Euro karşılığında Chelsea’ye giden Shevchenko, İngiliz ekibinde âdeta eridi. Nadir bulduğu ilk 11 şansını iyi değerlendiremedi. Sahaya çıktığında acemi bir oyuncu portresi çizen Shevchenko 2008’de kiralık geldiği eski takımı Milan’da da kadroya girmekte zorlandı. Milan’da oynarken yıldızlaşan Shevchenko, 2009’da sıradan biri olarak futbola başladığı Dinamo Kiev takımına dönerken, 2012’de futbolu bıraktı.

DAVİD BECKHAM: Alex Ferguson’un Scholes, Neville kardeşler, Giggs ve Butt ile birlikte Manchester United’a altyapıdan yetiştirdiği isimlerden biriydi David Beckham. Giydiği 7 numaralı formayla Best ve Cantona gibi yıldızları aratmayan Beckham, saha dışı yaşantısıyla hep gündemde oldu. “Hayatımda sadece Manchester United ve İngiltere Millî Takımı formasını giyerim” diyen Beckham, 2003’te, 10 yıl formasını giydiği Manchester United’den Ferguson’la yaşadığı sorunlardan dolayı ayrılıp Real Madrid’e transfer oldu. İspanya’da sıradanlaşan Beckham, 2007’de Los Angeles Galaxy takımına transfer olarak Avrupa’ya veda etti. ABD futbolundan kısa sürede sıkılan Beckham, 2008 ve 2009’da Milan’da kiralık olarak top koşturdu. Burada da ortalama bir oyundan fazlasını veremedi. Beckham 2013’te futbola veda etti.

PATRİCK VİEİRA: Vieira, 9 yıl formasını giyip kaptanlığa kadar yükseldiği Arsenal’i terk edip Juventus’a giderken tek gerekçesini, kazanmadığı tek kupa olan Şampiyonlar Ligi’ni kazanmak olarak açıklamıştı. Fizik gücü ve top tekniğiyle dünyanın en iyi orta saha oyuncularından biri olarak yeşil sahalarda resital sunan Vieira’nın uzmanlık alanı kısa paslardı. 2005’te Juventus’a transfer olan Vieira, ilk yılında şampiyonluk sevinci yaşadı. Ancak Juve’nin şike yaptığının tespit edilip ligden düşürülmesiyle gemiyi ilk terk edenlerden olup İnter’in yolunu tuttu. İnter’de 4 yıl boyunca sadece 67 maçta forma giydi. Bu maçların çoğunda oyuna sonradan girdi. Yıllarca hayalini kurduğu Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuna Mourinho izin vermedi. 2010 başında ara transferde Manchester City’ye giden Vieira, İnter’in Devler Ligi şampiyonluğunu televizyondan seyredecekti.

MİCHAEL OWEN: Topla hızlıydı, gol yollarında ustaydı. 1996-2004 yılları arasında Liverpool formasıyla efsaneleşen Owen için ‘İngilizlerin altın çocuğu’ deniliyordu. Futbola başlayıp yıldızlaştığı takımını terk edip 2004’te Real Madrid’e gelen Owen, yaşadığı sakatlıklardan dolayı fazla forma şansı bulamadı. İspanya macerası sadece 1 yıl sürdükten sonra tekrar Ada’ya dönüp Newcastle formasını giymeye başladı. Liverpool günlerini mumla aratan Owen, yedek kulübesinde hocasının kendisine şans vermesini bekleyen bir isim olarak Manchester United ve Stoke City formalarını giyip, 2013’te futbola veda etti.

SEBASTİAN VERON: 2001’de 42 milyon Euro karşılığında Manchester United’a transfer olduğunda, Ferguson orta sahayı uzun süre ayakta tutacak bir yıldıza kavuşmanın sevincini yaşıyordu. Parma ve Lazio formalarıyla destansı bir oyun ortaya koyan Veron’un Man Utd yılları hayal kırıklığı oldu. Ferguson, beklentisini karşılamayan oyuncusunu ödediği yüksek ücrete rağmen yedek kulübesine mahkûm etti. Serie A’da uzaktan attığı sert şutlar ve uzun paslarıyla ünlenen Veron, Premier Lig’de sıradan bir isim oldu. 2003’te Chelsea’ye giden Veron, burada da kadroda yer bulmakta zorlandı. İki yıl İnter’de kiralık oynadıktan sonra 2007’de ülkesine dönerek Estudiantes’te top koşturmaya başlayıp, 2013’te formasını emekli etti.

GAİZKA MENDİETA: Valencia, 2000 ve 2001’de Şampiyonlar Ligi’nde üst üste final oynarken başroldeki isim Mendieta’ydı. Takımını maestro gibi yöneten Mendieta, Avrupa’nın en başarılı orta sahalarından biri olarak gösteriliyordu. 9 yıl formasını giyip kaptanlığını yaptığı Valencia’yı terk ederek 48 milyon Euro karşılığında 2001’de Lazio’ya transfer oldu. 3 sezonda sadece 20 maçta forma giydi, hiç gol atamadı. Kiralık olarak gittiği Barcelona ve Middlesbrough maceralarından sonra da futbolu bıraktı.

owen

[Haber-İnceleme: Efe Yiğit]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir