Özgürlük olmadan zor

Anavatanım Türkiye’yi geride bırakalı yaklaşık 20 yıl oldu. Dolayısıyla üniversite hayatımın sonuna kadar yaşadığım Türkiye’nin son 20 yılına bizzat tanıklık edemedim. Bu noktada ülke insanının son dönemde geçirdiği sosyolojik değişimlere pek vakıf değilim. Bu sebepten ötürü olsa gerek artık anavatanım olan ülkemi tanıyamıyorum ve de anlayamıyorum.

Şöyle ki dünya artık küçük bir köy haline geldi ve her ülkede olup bitenler dünyanın diğer ülkelerinde de rahatlıkla takip edilebiliyor. Çağdaş dünyanın bu gerçeğine rağmen Türkiye’de daha geçen hafta Türkiye’nin en çok satan gazetesi Zaman gazetesine dünyanın gözü önünde kayyım atandı.

T.C. Anayasası’nın 30. maddesiyle güvence altına alınan basın özgürlüğünü ihlal eden kayyım atama kararında Türkiye’nin en çok satan ve en büyük yayın kuruluşu, terör örgütü yayını olarak yaftalandı. Anayasa’nın “Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez veya işletilmekten alıkonulamaz.” açık hükmü görmezden gelindi.

Sadece 3. Dünya ülkelerinde görülebilecek böyle bir medyayı sindirme operasyonu maalesef Türkiye gibi çağdaş dünyada söz sahibi olmak isteyen, Avrupa Birliği adayı bir ülke de gerçekleşti. Ve dünyaya rezil olduk…

Kısa sürede bütün dünyayı dolaşan bu haber İsveç basınında da yankı buldu. İsveç’in resmi haber ajansı TT, en çok satan gazetecilerinden Aftonbladet, Svenska Dagbladet, Eskilstuna-Kuriren, Sydsvenskan gibi bir çok gazete Zaman Gazetesi’ne kayyım kararını okurları ile paylaştı.

“Erdoğan muhalif medyayı kontrol altına aldı” başlığı ile verilen haberde Türkiye’nin en çok satan muhalif gazetesine kayyım atandığı ifadelerine yer verildi. Haberde, Zaman’a karşı atılan bu adımın, Türkiye’de basın hakları ve özgürlükleri ile ilgili endişeleri artıracağı yorumunda bulundu.

İşte Türkiye’yi anlayamadığım nokta bu! Bu çağda insanları fikirlerinden dolayı suçlamak, fikirlerini ifade etme özgürlüğünden mahrum bırakmak, fikre karşı fikirle mücadele etmek yerine kaba kuvvet kullanmak.

Zaman gazetesine kayyım atayınca ülkenin problemleri şak diye mi çözülecek? Kendimizi kandırmayalım, sadece duymak istemediğimiz gerçekleri duymamış olacağız ve de problemler katlanarak devam edecek.

Sanırım Elif Şafak’ın dediği gibi Türkiye toplu olarak bir depresyona girdi ve uçsuz bucaksız karanlık bir tünelde. Şafak’ın şu ifadeleri daha da üzüntü verici: “Mutsuz bir millet haline geldik. Çok değil kısa bir süre önce, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) girmesine, yeni bir çoğulcu anayasa yapmasına ve liberal demokrasiyle bağını güçlendirmesine neredeyse mümkün gözüyle bakılıyordu. Ülke Ortadoğu ve Avrupa arasında bir köprü olabilecek rol model olarak kabul ediliyordu. Batı demokrasisi ve kültürel İslam anlayışı barış içinde başarılı bir şekilde bir arada barınabilecekti. Ancak artık hükümetin sadık savunucuları bile bunu bir rüya olarak görüyor.”

Evet, Türkiye dünya barışına katkı sağlayabilecek büyük bir potansiyele sahip, ancak son gelişmelerde görüldüğü üzere, temel hak ve özgürlüklerin göz ardı edildiği 3. dünya ülkesi uygulamaları ile bu potansiyeli ortaya çıkarmak da mümkün değil. Keşke bu yanlış yoldan dönülse ve anavatanım dünya için bir güzellik kaynağı haline gelebilse…

Son olarak Zaman gazetesine yapılan medyayı bitirme operasyonunu esefle kınıyor ve anavatanım olan Türkiye’nin bir an önce düzlüğe çıkmasını temenni ediyorum.

İyi haftalar diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir